1. GİRİŞ
Aldatıcı davranışlar, tarihin başlangıcından itibaren gündelik hayatın ve
insan davranışının doğal bir parçası
olarak sözlü ve sözlü olmayan şekillerde var olmuştur [1,2]. Aldatmanın basit bir tanımı
yapmak güç olsa da
basitçe doğru olmadığı
bilinen bir ifadenin,
doğru olarak kabul edilmesi niyetiyle karşı tarafa sözlü ve sözlü olmayan şekillerde aktarılmasıdır [3]. Tıp
alanında bu davranışlara yönelik ilk kaynak Galen tarafından milattan sonra ikinci yüzyılda yazılan “Yapmacık
hastalıklar ve onların tanınması
üstüne” adlı eseridir. Ruhsal hastalıkların taklidinin ilk yazılı kayıtları ise İncil’e
kadar uzanır [4, 5].
Temaruz İngilizce anlamı
(malingering) tir. Türkçede ki tam
karşılığı da temaruzdur. Yapılan işleme de verilen isim simulasyon, yapan
kişiye de genellikle simülatör denilmektedir.
Temaruz; kişinin herhangi bir hastalığı veya herhangi bir hastalığın
belirtilerini taklit etme halidir. Bu hastalık veya belirtilerine şeker
hastalığı, epilepsi, sara, omuz-baş-boyun ağrıları ve ruhsal rahatsızlıklarda
dahildir. Tanımı bu kadar basit olan bir
şeyin ise tespitinin de bu kadar zor olması kendi içinde paradoksu olmaktadır.
Temaruzun tanımı çok basittir ama tespiti de çok güçtür. Hatta ciddi miktarda klinik deneyimi olan
kişilerin yanılma payları daha düşüktür ama herkesin bir yanılma payı da
vardır.
Temaruzdaki kritik konu ise kişi hastalık veya hastalığın belirtilerini
taklit ettiğinin farkındadır. Yani kişi bunu bilinçli ve şuurlu bir şekilde
yapar. Kişinin amacı bu durumdan bir menfaat gözetmektir ve menfaat
gözettiğinin de farkındadır. Bu kısmı ayırıcı tanıda önemlidir. Çünkü bazı
hastalıklar hastalık taklit etme gibi dursalar da aslında değildirler.
Kişinin menfaatleri askere gitmemek, askerde bir görev üstlenmekten
kaçınmak, işten kaçmak, daha fazla maddi tazminat almak, ceza sorumluluk
almaktan kurtulmak, ilaç elde etmek gibi hukuki menfaatleri vardır. Yani kişi
her türden bir menfaat elde etme peşindedir ve bunu bilerek isteyerek yapar.
Küçük bir çocuktan yaşlı birisine kadar bu görülebilir. Küçük bir çocukta bunu
fark etmek kolaydır fakat yaşı gereği olgun birinde bunu fark etmek zorlaşır.
Ciddi bir klinik deneyim gerektirir.
Küçük bir çocuğun temaruzu okula gitmeyi istememek, okulda tebeşir tozu
yutarak ateşinin çıkmasını sağlamak, karnı ağrıyor diye sözlüden veya sınavdan
kaçmak istemek gibi çeşitli taklitlerde durumdan kurtulmak ister ve çocuk ta
bunun belirli bir ölçüde farkındadır.
Temaruz; kişinin özgül bir amaç için kendisinde olmayan bedensel veya psikolojik semptomları istemli olarak oluşturması ya da kendisinde var olan şikayetleri abartmasıdır [6]. Adli tıp uygulamalarında temaruz en sık adli psikiyatride görülmektedir [7].
Ceza yargılamasının zemini olan 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu’nun 32. maddesi, kişinin işlediği suç sırasında akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamıyorsa veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmışsa, bu kişiye ceza verilemeyeceğini belirtmektedir. Uygulamada suçla illiyet bağı olan şizofreni, bipolar bozukluk, hezeyanlı bozukluk gibi psikiyatrik hastalık durumlarında kişilere ceza verilmemektedir. Bu nedenle de suç faillerinin sık sık akıl hastalığı taklidi yaptıkları görülmektedir [8]. Bu nedenle psikiyatrik bozukluklardaki temaruzun değerlendirilmesi ceza infazının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu konudaki başarısızlık hem adaletin uygulanmasında ciddi olumsuzluklara yol açabilecek hem de gerçekte hasta olan kişinin cezaevine gitmesine neden olarak tedavisiz kalmasına neden olabilecektir [9].
2. GENEL BİLGİLER
2.1.Temaruz Nedir
Temaruz Arapça kökenli
bir kelime olup maraz (hastalık, dert) kökünden türemiştir. Kelime anlamı
kendini hasta gibi göstermek, hasta olmadığı halde hastaymış gibi davranmadır [10].
Temaruz kelime anlamı
olarak, yalandan hasta olma, sahte hastalık gösterme olarak bilinmektedir. Pek
çok hekim simulasyon terimini kullanmaktadır. Basit anlamıyla hastalık taklit
etme olan temaruz (simulasyon) adli psikiyatride kendine has bir konumdadır.
Temaruz belirlenebilen bir hedefe ulaşmak için istemli olarak oluşturulan
hastalık belirti ve bulgulardır Fransızca ’da kullanılan simulasyon sözcüğü
Latince simulare’den üretilmiştir. [11].
Bir davranışın temaruz kabul edilebilmesi için aldatma niyeti taşıması gereklidir [12]. Temaruz, doğru olmadığı bilinen ifadelerin, doğru olarak kabul edilmesi niyetiyle aktarılması yoluyla yapılabilir. Ancak doğru olduğu bilinen ifadelerin ihmal ya da gizleme yoluyla aktarılmaması da temaruzun tanımı içindedir [1].
2.1.1. Temaruzun tarihçesi
Deli taklidi yaparak bir
çıkar elde etmek yazılı kaynaklarda ilk defa Homeros tarafından Ulysses
destanında kayda alınmıştır. Destanda Truva savaşından kaçmak isteyen Ulyses’in
ruhsal hastalık iddiası Palemedes tarafından sorgulanarak çürütülmektedir. Benzer
bir hikâye İncil’de yer alan David’in öyküsüdür. Öyküde düşmanlarından kaçarak
bir kralın yanına sığınan David’in, kralın düşmanlardan kaçtığını öğrenmesi
sonucunda vereceği cezadan kurtulmak için “ağzından köpükler çıkararak”
hastalık taklidi yaptığı ve cezadan kurtulduğu anlatılır [10].
Bir hekim tarafından
kayda geçirilen ilk temaruz vakası ise Galen tarafından milattan sonra ikinci
yüzyılda yazılan “Yapmacık hastalıklar ve onların tanınması üstüne” adlı
eseridir. Bu eserde Galen askerlik yapmak istemeyen Romalıların ceza olarak
parmaklarının kesildiğini yazmaktadır.
Hastalık uydurmanın ilk
tanımlamasına Babil kaynaklarında rastlanmaktadır. Eski Yunan yazınlarında
hastalık taklidi yaparak askerlikten kaçmanın cezasının ölüm olduğu bu cezanın
sonraki dönemlerde üç gün boyunca halkın arasında kadın kılığıyla dolaşmaya
dönüştürüldüğü yer almaktadır [10].
Modern dönemde ortaya
çıkan birçok savaşta temaruz gündem konusu olmaya devam etmiştir. İkinci Dünya
Savaşı ile birlikte ileri cephedeki çatışmalardan uzaklaşmak için askerlerin
temaruza başvurduğu ordu kayıtlarında yer almıştır. Ünlü bir Generalin savaş
sırasında temaruz belirtileri gösterdiğini düşündüğü erlere uyguladığı
yaptırımlar nedeniyle özür dilemek zorunda kalmış olması temaruzun doğru saptanmasının
önemini vurgulamaktadır [13].
Savaş sonrası gelişen tıp
ile birlikte psikiyatri alanında da gelişmeler yaşanmış psikoanalitik kuram
birçok hastalığın açıklanması için kullanılmıştır. Şizofrenin isim babası olan
Bleur’e (1944) göre “deliliğin oynanması” amaç ne olursa olsun bir ruhsal
hastalık belirtisi olarak kabul edilmelidir. Wertham (1949) bu görüşlere karşı
çıkarak elektrikli sandalyeye mahkûm edilmiş aklı başında her insanın bu
yönteme başvurabileceğini söylemiştir [14].
Vietnam savaşı hakkında Frueh ve arkadaşları tarafında 2005 yılında geçmişe yönelik arşiv kayıtları taranarak yapılan bir çalışmada, savaş esnasında yaşadıkları olaylar neticesinde travma geçirdiklerini iddia ederek savaş sonrası hastaneye başvuran 100 vakanın incelemesi yapılmış, bunların %94’ünün o yıllarda Travma Sonrası Stress Bozukluğu (TSSB) tanısı alarak tedavi edildiği görülmüştür. Fakatolguların üçte birinin o yıllarda Vietnam’da görev aldıkları bölgelerde TSSB tanısı almaya sebebiyet verecek bir olay yaşanmadığı, olguların %5’inin ise Vietnam’da hiç bulunmadığı ve savaşta yer almadıkları geriye dönük olarak saptanmıştır [15].
2.1.2. Etiyoloji
Temaruz bir ruhsal
hastalık olarak sınıflandırılmamaktadır. Fakat temaruz yapan kişilerin ruhsal
yapılarında bazı benzerlikleri saptamak mümkündür. Temaruz yapan kişinin hekimi
kandırma davranışı içine girmesi bu olayın muhtemel kazanım ve yaptırımlarını
hesaplayabildiğini düşündürür (16). Yapılan nörogörüntüleme çalışmalarında, bir
hafıza kusuru olduğunu, istemli olarak taklit etmesi istenen deneklerin frontal
loblarında aktivite artışı saptanmıştır [17, 18].
Bu yolaklar temel olarak serotonin ve dopamin kullanırlar ve bu yolaklardaki nörotransmitterlerin iletim ve nörokimyasal bozuklukları, predator (avcı) tipi davranış ve artmış şiddet davranışı ile ilişkilendirilmiştir. Yapılan çalışmalar temaruz ve bu yolaklardaki bozukluklar arasında korelasyon saptasa da bu yolaklardaki bozuklukların hangi pato-fizyolojik mekanizmalarla temaruza yol açtığı henüz saptanamamıştır [16].
2.1.3. Tanım ve tanı ölçüleri
Amerikan Psikiyatri
Birliği’nin tanı ölçütleri el kitabı DSM-5’e göre;
“Başlıca özelliği
askerlik görevinden kaçma, işten kaçma, parasal ödeme alma, suç
kovuşturmasından kaçma ya da ilaç elde etme gibi amaçlarla, istemli olarak, doğru
olmayan ya da aşırı abartılı bedensel ya da ruhsal belirtiler çıkarmadır.” [12]
Temaruz kimi durumlarda uyumsal bir davranışı gösterir. Örnek vermek gerekirse;
savaşta esir düştüğünde hastaymış gibi davranmak [19] ya da 14 yaşındaki kız
çocuğunun annesinin yeni erkek arkadaşının cinsel tacizinden kurtulmak için
halüsinasyon taklidi yaparak hastanede yatması gibi [20].
“Aşağıdaki durumların herhangi bir
bileşimi temaruzu düşündürür;
1.Adli tıp bağlamında bir
görünüm (Örneğin; Kişinin hakim tarafından muayeneye gönderilmiş olması ya da
kişiye dava açılacak ya da bir suç yüklenecek gibi olduğunda kendisinin
başvurması)
2.Kişinin yaşadığı
gerginlik ve yeti yitimiyle, nesnel bulgular ve gözlemler arasında belirgin bir
çelişki olması.
3.Tanısal değerlendirme
sırasında ve reçete edilen ilaçların kullanımı konusunda iş birliği yapmama,
4.Toplumdışı (antisosyal)
kişilik bozukluğunun olması” [21].
Temaruz, Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan ICD-10 kılavuzunda, DSM-5’e benzer şekilde, ruhsal hastalıklar başlığı içinde yer almamış ve XXI. Bölümde “sağlık durumunu ve sağlık kurumlarına başvuruyu etkileyen hastalıklar” başlığı altında “başka koşullarda sağlık kurumlarını kullanan kimseler” alt başlığı içinde “Hastaymış gibi davranma [simülasyon]” Z76.5 kodu ile kodlanmıştır.
2.1.4. Temaruzun Alt
tipleri
Resnick, birbirinden kasıt, şiddet ve ilgi odağına göre farklılaşan 3 farklı tip temaruz çeşidi tanımlamıştır [20].
Yanlış isnat (False
Imputation):
Etiyolojik olarak belirti ile ilgisi olamayan bir olayın, gerçekte var olan bir
belirtiyi açıklamak için kullanılmasıdır. (Ör: Dersleri kötü giden bir
öğrencinin bu durumu açıklamak için var olan madde bağımlılığını değil, bir
öğrenme bozukluğu tanısını kullanması.
Kısmi temaruz: Geçmişte yaşanan fakat muayene
esnasında devam etmeyen belirtilerin halen devam ettiğini söylemek ya da var
olan belirtilerin verdiği rahatsızlık düzeyini abartarak yansıtmaktır. (Ör.:
Geçirilmiş depresyon atağı bulunan hastanın, atağın etkilerinin halen devam
ettiğini söylemesi, psikotik bir hastanın var olan varsanılarını gözden
kaçırılmaması için abartarak yansıtması)
Tam temaruz: Gerçekte var olmayan belirtilerin
karşısındakini aldatma amacı güderek, baştan üretilmesidir.
Bunlar haricinde konu ile
ilişkili diğer terimler şunlardır:
Dissimülasyon: Temaruzun tersine hastanın
belirtileri saklayarak kendini daha iyi göstermesi halidir. Bilinçli bir inkâr
söz konusudur. Manik dönemde, psikotiklerde, alkol ve madde kullanımında sık
görülür [22]. Velayet davalarında taraflardan birisinin var olan hastalığını
gizlemeye çalışması da nadir değildir [23].
Pseudologia
fantastica: Kişinin
açık bir dış ödül olmaksızın kompulsif şekilde, tekrarlayıcı zaman zaman gülünç
yalanlar söylemesidir {24].
Aşamalı olay düzmecesi: Kişinin bir hastalık belirtilerini
aslına uygun çıkarması veya parasal ödenti için düzmece kaza geçirmesi gibi
planlı olaylar dizme halidir [22].
Tıbbi kayıtları değiştirme: Esas kayıtları veya kendisine
kalanları yarar gözeterek değiştirmedir (13).
Belirti kapma: Kişinin daha önce geçirdiği rahatsızlığından veya çevresinden gözleyip öğrendiği bulguyu taklit etmesidir [22].
2.1.5. Temaruz Klinik özellikleri
Temaruz yapanların,
cezaevinden hastaneye nakledilmeyi, adli yargılamadan, cezadan kurtulmayı,
askeri veya tehlikeli olabilecek görevlerden kaçmayı, maddi çıkar sağlamayı
hedefledikleri düşünülmektedir. Kişinin ileri sürdüğü stresi ya da eksikliği
ile nesnel bulgular arasında tutarsızlık vardır. Bir hastalığın tüm
semptomlarını tanımlasalar da semptomların gelip gittiği söylenir. Klinisyen
muayene ederken temel görüşme teknikleri önem kazanır. Muayene uzadıkça yalanı sürdürmek
zorlaşır. Kişi gerçekliğe çekildikçe yalan söyleyen yorulur. Temaruz düşünülen
olgular muayene edilirken görüşmeyi uzatmak, ayrıntılı hale getirmek ve karşı
tarafı yormak tavsiye edilmektedir. Temaruz yapanların yüksek ses tonuyla
konuştukları, dil sürçmeleri ve gramer hataları yaptıkları, aşırı uysallık,
ezbere konuşma, cevapları çok uzatma şeklinde bulguların dikkat çektiği ileri
sürülmektedir [11].
Temaruz için birçok
klinik görünüm belirleyicisi önerilmiştir. Aldatma davranışı içindeki bireyler
sıklıkla yüksek tonda ve seviyede konuşur, dilbilgisi hatalarını daha sık
yaparlar, konuşmaların aralarındaki boşlukları doldurmak için daha sık bilgi
vermeyen ve boşluk doldurmak için kullanılan kelimelere başvurur. Bunların
arasında ses tonu ve ses seviyesi aldatma davranışı için en az belirleyici
olandır [25]. Yüz kasları hem istemli hem de istem dışı kontrol edildiği için
jest ve mimikler duruma daha az uyar. Ayrıca yapmacık duygu ifadeleri, gerçek
ifadelerin inişli çıkışlı yapılarının aksine, daha tasarlanmış gözükür ve daha
uzun süre boyunca gösterilir [26]. Yapmacık gülüş ifadelerinin genelde yüzün
alt tarafında sınırlı görüldüğü ve asimetrik olan gerçek gülümsemelerden farklı
olduğu bildirilmiştir [27].
İnsanlar ve hekimler, çok eski tarihlerden beri kişinin yalan söyleyip söylemediği ile ilgili kriterler oluşturmaya çalışmaktadır. M.Ö. 900 yıllarına ait bir papirüste yalancılık “Soruları cevaplayamaz, saçma konuşur, ayak parmağını yere sürter ve titrer, parmaklarıyla saçlarının kökleriyle oynar.” şeklinde ifade edilmiştir. Zaman içinde de özellikleri pek değişmemiştir [7].
Temaruzun motivasyonları
olarak 7 başlık tanımlanmıştır. Bunlar;
1.Cezadan, dava edilmeden ya da
soruşturmadan kaçma.
2.Askeri görev ve benzeri tehlikeli
durumlardan kaçınma.
3.Parasal kazanç veya ödenti
(tazminat) elde etme.
4.İşten, toplumsal sorumluluklardan
kurtulma,
5.Cezaevinden hastaneye nakli veya salıverilmeyi
sağlama.
6.Hastaneye sığınarak temel
gereksinimleri karşılama.
7.Başta keyif vericiler olmak üzere
ilaç temin etme [10].
Tıp eğitimi süresince
hekim hastasını şikâyetlerine göre tedavi etmeyi öğrenir ve meslek yaşamında da
tedaviyi bu şekilde uygular. Klinik ortamında güven ile ilgili herhangi bir
şüphe bile duyması genellikle söz konusu değildir. Ancak yukarıda sıralanan
motivasyonlar mevcut ise hekimin en çok sorgulayacağı husus hastanın doğru
söyleyip söylemediği ile ilgili olacaktır ve bunun ile ilgili tespiti
sağlayacak en önemli unsur da hekimin deneyimi olacaktır [10].
Kişi temaruzu psikolojik bakımdan yapabileceği gibi bedensel bakımdan da yapabilir. Psikolojik olarak en çok taklit edilen psikiyatrik durumlar; zekâ geriliği, amnezi, nöropsikiyatrik sendromlar, psikotik bozukluklar, depresyon ve posttravmatik stres bozukluğudur [10].
2.1.6. Epidemiyoloji
Birçok ülkede temaruz bir
psikiyatrik ya da tıbbi tanı olarak kabul görmemektedir. Bu nedenle temaruzun
sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Klinik pratikte sivil toplumda %1 oranında
temaruz insidansının olduğu, askeri toplumda ise bunun %5’e kadar yükseldiği
tahmin edilmektedir. Eğer ortada adli bir sorun varsa temaruzun %10-20’ye kadar
arttığı ileri sürülmektedir. Dr. M. Çekirdek, ceza ehliyetinin belirlenmesi amacıyla
gözlem altına alınan 78 olgudan 23’ünün hekimleri yanıltmaya çalıştığını
bildirmiştir (%29.5). Tutuklu olgularda oran daha yüksek bulunmuştur.
Suçlularda yalan beyan ve eğilimlerin varlığı söz konusudur. Davranım Bozukluğu
olan çocukların %50 kadarının yalancılık konusunda klinik açıdan sorun
yarattığı bilinmektedir. Temaruz en sık olarak erkeklerde, askerde, hapiste,
dava konusu insanlarda, fabrikalar ve sanayi kuruluşlarında görülmektedir.
Batılı toplumlar ile erkeklerde gençlikten orta yaşa doğru gittikçe azaldığı
görülmektedir. Sadece erkeklerde değil kadınlarda da görülmektedir [11].
Herhangi bir ailesel ya
da genetik model bildirilmemiş olsa da ve ayrıca cinsiyet ya da yaşla ilgili
açık bir eğilim çizilmese de temaruz orduda, cezaevinde, hakkında dava açılmış
bireylerde ve batı toplumunda genç ile orta yaşlı erkeklerde yüksek prevalansta
görülmektedir.
İlişkili bozukluklar
olarak çocuklarda davranış bozukluğu ve kaygı bozukluğunu, erişkinlerde
antisosyal kişilik, sınırda (borderline) kişilik ve narstistik kişilik
bozukluklarını içermektedir [23].
Temaruz yapısı gereği
olguların temaruzu gizlemesi nedeniyle aldatma içerdiği için prevalans
değerlerini saptamak zorlaşmaktadır [28]. Ayrıca psikiyatrik bir tanı olarak
kabul edilmemesi ve kayıt altına alınmaması da bu oranları etkilemektedir [28]. Fakat batı ülkelerinde temaruz ile ilişkili
engellik iddialarının sosyal sigortalar kurumlarına 20 milyar dolar üstünde
maliyeti olması bu konuda yapılan çalışmaların önemini vurgulamaktadır [30].
Temaruz
hakkında yapılan prevalans çalışmalarının hangi durumlarda ve hangi ortamlarda
yapıldıkları büyük önem taşımaktadır. Tüm genel değerlendirmeler hesaba
katıldığında, temaruz sıklığının %8 olduğu düşünülmektedir [31]. En yüksek
temaruz oranları, engellik iddiası ile açılan davalarda ve cezaevi koşullarında
saptanmıştır. Cezaevi koşullarında psikiyatri başvurularının %32 ile %65’i
temaruz şüphesi taşımaktadır [32]. Mahkumlar arasında psikoloji servislerinden
yaralanmak isteyenler içindeki temaruz oranı ise %45-56 olarak bildirilmiştir [33].
Engellilik iddiası ile yapılan başvurularda ise iddia konusuna göre temaruz
oranları %45 ile %60 arasında değişkenlik göstermektedir [30]. En yüksek oran %20-%50
ile kronik ağrı nedeniyle tazminat arayışı içinde olan hastalardadır [34]. Bir
başka çalışmada kronik ağrı kliniklerinde temaruz oranı %1 ile %10 arasında
bulunmuştur [35].
Yapılan bir diğer
çalışmada, bireysel yaralanma ile engelli raporu başvurusu yapan hastaları
inceleyenmiş, olguların %30’unda temaruz saptanmıştır. Aynı çalışmada kafa
travması, kronik yorgunluk ve kronik ağrı ile gelen vakaların, belirtilerin
abartılmasında en yüksek riski taşıdıkları belirtilmiştir [36].
Acil servise başvuran hastalar ile yapılan bir çalışmada temaruz oranı %13 olarak bulunmuştur [37]. Psikiyatrik hastalar için yapılan çalışmalarda ise değişken temaruz oranları saptanmıştır. Hastaları hakkında yapılan bir ankete cevap veren terapistlerin, hastalarının %42’sinde bir ikincil kazanç saptadıkları belirtilmiştir [38]. Hastanede yatan psikiyatri hastaları arasında yapılan bir çalışmada intihar düşünceleri nedeniyle başvuran hastaların yaklaşık %10’unda temaruz saptanmıştır. Adli psikiyatri vakalarının genelini içeren bir çalışmada, vakaların %17’sinde temaruz saptanmıştır [39].
2.1.7. Temaruzda
ayırıcı tanı
Klinikte aldatma davranışı farklı durumlarda görülebilir. Bunlar temaruzdan farklı olarak; hastaların bilinç dışı bir şekilde yaptığı konversiyon bozukluğu (dönüştürme ya da işlev gören nöroloji belirtisi bozukluğu) ve ikincil kazanç sağlamak için yapay bozukluk (kendine yüklenen veya bir başkasına yüklenen yapay bozukluk) şeklindedir [21,22].
2.1.7.1. Factitious
disorder (Yapay Bozukluk, Düzmece Bozukluk)
Kişi bir hastalığı veya
hastalığının belirtilerini taklit ettiğinin farkındadır fakat ama neyi ve niye
yaptığının farkında değildir.
Hasta rolünü benimseyen
kişilerce istemli ve kasıtlı olarak oluşturulan ve gerçeğe uygun bir şekilde
taklit edilen bir hastalık grubunun adıdır. Taklit edilen hastalığın fiziksel
ve/veya ruhsal belirtilerinin ısrarla üretildiği bu bozuklukta hasta olarak
kabul edilmek ve tıbbi bakım almak dışında bir gaye veya menfaat yoktur [11].
Kendine Yüklenen Yapay
Bozukluk Tanı Kriterleri:
“A. Yanıltıcı (yanlış
bir kanı uyandırıcı), bedensel ya da ruhsal düzmece belirtiler çıkarma ya da
yaralanmaya ya da hastalığa yol açma tutumu.
B. Kişi, kendisini,
başkalarına hasta, iş göremez ya da yaralı olarak sunar.
C. Açık dış ödüller
olmasa bile yanıltma (yanlış bir kanı uyandırma) davranışı belirgindir.
D. Bu davranış, sanrılı bozukluk ya da diğer bir psikoz bozukluğu gibi başka bir ruhsal hastalıkla daha iyi açıklanamaz.”
Bir Başkasına Yüklenen
Yapay Bozukluk Tanı Kriterleri:
“A. Bir başkasında
yanıltıcı (yanlış bir kanı uyandırıcı), bedensel ya da ruhsal düzmece
belirtiler çıkarma ya da yaralanmaya ya da hastalığa yol açma tutumu.
B. Kişi, bir
başkasını, diğerlerine hasta, iş göremez ya da yaralı olarak sunar.
C. Açık dış ödüller
olmasa bile yanıltma (yanlış bir kanı uyandırma) davranışı belirgindir.
D. Bu davranış,
sanrılı bozukluk ya da diğer bir psikoz bozukluğu gibi başka bir ruhsal
hastalıkla daha iyi açıklanamaz.”
Bir hastalığın
belirtilerinin taklit edilmesinin bu konuda var olan genel kanının aksine,
sanılandan daha kolay olduğu raporlanmıştır [42]. Yapay bozukluğun, temaruz ile
ayırıcı tanısında kullanılabilecek belirleyiciler şunlardır:
1.İkisinde de belirtiler
kasıtlı yani bilinçli olarak sergilenir.
2.Yapay bozuklukta,
ruhsal süreçler belirti gösterme gereksinimini ortaya çıkarır ve elde edilen
ruhsal doyum ve destek, belirtileri sürdürmeyi sağlar.
3.Temaruz, belirti ortaya çıkarmada dış uyaranın etkisiyle yapay bozukluktan ayrılır [22].
2.1.7.2. Münchausen
sendromu
Çocuk fiziksel istismarındaki en önemli konulardan biridir. Anne, baba ya da bakım veren kimsenin çocuğa fiziksel zarar verecek bazı belirtileri oluşturma durumudur. Ebeveyn genellikle sevecen ve çocuğuna adanmış olarak görünür ancak sonradan ağır kişilik bozukluğu ortaya çıkar. Bu tür anne, baba veya bakım veren kişilerin çocukluk öykülerinde genellikle istismar, ihmal ve terk edilme görülür. Altta yatan neden olarak ta; bakım ve denetleme gereksinimi ile hissettikleri acıyı, geçmişte yaşadıkları gerçek veya hayali günahları için bir cezalandırma aracı veya suçluluktan kurtulma olarak yorumlanabilir.
2.1.7.3. Hipokondriyazis
(Hastalık Hastalığı)
Kişi bedeninde gerçekte
var olan hastalık belirtilerini, duyumlarını, hislerini semptomlarını, kötücül
bir hastalık şeklinde yorumlaması ve abartması halidir. Örneğin; kişinin
sırtındaki bir kaşıntıyı deri kanseri oldum diye düşünüp koştura koştura doktor
doktor dolaşmasıdır. Örneğin; kişinin baş ağrısı olması sonucu beyin tümörü
olduğunu düşünerek doktor doktor dolaşması durumudur.
“DSM V’e göre
Hipokondriyazis tanı kriterleri şu şekilde sıralanmıştır;”
A. Ağır bir hastalığı
olduğunu ya da olacağını düşünüp durma.
B. Bedensel belirti
yoktur ya da varsa bile ağır değildir. Başka bir hastalık durumu varsa ya da
bir hastalık durumu çıkma olasılığı yüksekse (örn. güçlü bir aile öyküsü
varsa), bu konuda düşünüp durma açıkça aşırı bir düzeydedir ya da orantısızdır.
C. Sağlıkla ilgili
yüksek düzeyde bir kaygı vardır ve kişi, kişisel sağlık durumuyla ilgili olarak
kolaylıkla korkuya kapılır. D. Kişinin sağlıklı ilgili davranışlarında
aşırılıklar görülür (örn. hastalık bulguları için vücudunu sık sık tarar) ya da
uygunsuz bir kaçınma içindedir (örn. doktora gitmekten ve hastanelerden kaçınır).
D. Hastalıkla uğraşıp
durma süresi en az altı aydır, ancak korkulan özgül hastalık bu süre içinde
değişebilir.
E. Hastalıkla ilgili
düşünüp durma, bedensel belirti bozukluğu, panik bozukluğu, yaygın kaygı
bozukluğu, bedensel algı bozukluğu, takıntı-zorlantı bozukluğu ya da sanrılı
bozukluk, bedensel tür gibi başka bir ruhsal hastalıkla daha iyi açıklanamaz.
Şeklinde tanımlanmıştır [21].
Hipokondriyazis ile Panik atak bazen karışabilir. İkisini bazen ayırt etmek zor olabilir. Panik atak spesifik olarak hipokondriyazis’e benzer bir şekilde kalp krizi geçiriyorum öleceğim, şimdi bayılıyorum ya da aklımı yitirmek üzereyim gibi üç ana başlıkta olmak üzere kişi algılar. Fakat hipokondriyasiz’ten farkı panik atakta ani gelir ve akut o anda gelişir. Panik ataktaki duygu öyle bir duygudur ki sanki kişi Titanik batıyor da kendisi de onun içinde gibi o kadar büyük bir korku yaşar.
2.1.7.4. Konversiyon
Bozukluğu
Bilinç dışı gelişen bir savunma tepkisidir. Tümüyle bilinç dışıdır bu
nedenle temaruzdan ayrılmaktadır.
Kişide bayılma, duyu kaybı, el, ayak tutmaması, felç olma durumu gibi
belirtiler görülür. Kişi gerçekten bayılır ama bayılma a tipik bir bayılmadır
ve kişi dışardaki sesleri duyar. Örneğin kişi hekime kolum tutmuyor diye gelir
ki gerçekten de kolu tutmuyordur. Kişi kolu tutmadığında kaygısı yatıştığı için
kendisini rahatlamış hisseder. Burada konu bilinçdışı olarak yaşanan bir
çatışmanın konversiyon adını verdiğimiz yolla dönüştürülmesidir. Yani kişi
ruhsal çatışmasının geçici bedensel bir akut belirtiyle (diliyle, ağzıyla değil
de bedeniyle) göstermesidir. Kişi bunu bilerek veya menfaat elde etmek için
yapmaz.
Konversiyon bozukluğu tanısı hakkındaki çalışmalar Charcot ve Freud’a kadar uzanmaktadır. Buna rağmen bu bozukluğun belirtilerinin anlaşılması halen kimi güçlükler barındırmaktadır [40]. Tremor gibi belirtiler istemli motor yolları kullanırken, hastaların bu belirtilerin istemsiz olarak yaşanıldığını tarif ederler [41].
“DSM-5’e göre Konversiyon Bozukluğu tanı kriterleri aşağıdaki gibi sıralanmıştır:
A. Bir ya da birden çok, istemli motor ya da duyusal işlev değişikliği
ile ilgili belirti.
B. Klinik bulguların söz konusu belirti ile bilinen nöroloji ya da genel
tıp durumları arasında bağdaşmazlık ya da uyuşmazlık olduğuna ilişkin kanıtlar
sağlar.
C. Bu belirti ya da eksiklik başka klinik durumla daha iyi açıklanamaz.
D. Bu belirti ya da eksiklik klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da
toplumsal işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında
düşmeye neden olur ve sağlık açısından değerlendirmeyi gerektirir [21].”
Konversiyon bozukluğu ve temaruz ayrımında ayırıcı tanıda belirleyiciler
şunlardır:
1.Konversiyon bozukluğunda dış bir uyaran ve çıkar söz konusu değildir.
2.Belirtiler bilinçli olmayıp, bilinçdışı süreçlerle ortaya çıkar.
3.Çoğu zaman belirtiler bedenseldir, yardım ister, iş birliği yapar,
ayrıntılı belirti saymaya hevesli görünür.
4.Sağaltım ve telkine yanıt vermesi ile temaruzdan ayrılır [22].
2.1.7.5. Bedensel
Belirti Bozukluğu
Bedensel Belirti
Bozukluğu aldatıcı davranış kalıbı içinde yer almayan bir bozukluktur. Klinisyenlerin temaruz ayırıcı tanısında
zorlanmasına sebebiyet veren tanı DSM-IV tanı ölçütleri DSM-5 ile
geliştirilmiş, bozukluk için daha net tanı ölçütleri belirlenmiştir. Herhangi
bir ikincil kazancın tespit edilememesi ile temaruzdan, belirtilerin bilinçsiz
ortaya çıkmasıyla yapay bozukluktan, daha az sayıda bedensel belirti gösterimi
ile hastalık kaygısı bozukluğundan ayrılır [43].
“DSM-5’e göre bedensel belirti bozukluğu;
A. Sıkıntı veren ya da günlük yaşamı önemli ölçüde kesintiye uğratan bir
ya da birden çok bedensel belirti.
B. Aşağıdakilerden en az biri ile kendini gösteren, bedensel belirtiler ya da bunlara eşlik eden sağlıkla ilgili kaygılarla ilişkili aşırı düzeyde düşünceler, duygular ya da davranışlar
1) Kişinin belirtilerinin önemiyle orantısız, süreklilik gösteren düşünceler,
2) Sağlıkla ya da belirtilerle ilgili, sürekli yüksek düzeyde kaygı,
3) Bu belirtilere ya da sağlık kaygılarına aşırı zaman ve içsel güç harcanması
C. Herhangi bedensel bir belirti sürekli olarak bulunmasa da belirti gösteriyor olma durumu süreklilik gösterir (altı aydan daha uzun süreli olarak [21].”
2.1.7.6. Antisosyal
Kişilik Bozukluğu
DSM-IV ile birlikte,
kişide antisosyal kişilik bozukluğu olmasının, temaruz için bir belirleyici
olarak tanımlanması ile birlikte bu vakalar için temaruz ihtimalinin nasıl
değerlendirileceği konusu gündeme gelmiştir. Antisosyal kişilik bozukluğuna
sahip bireylerin özellikle adli durumlarda temaruza yöneldiği düşünülerek bu
konuda çalışmalar yapılmıştır. Gacono ve ark. [44] tarafından 1995 yılında
yapılan bir çalışmada, adli sonuçlardan kurtulmak için temaruz yaptıklarını
kendileri belirten vakalar ile ciddi ruhsal hastalık öyküsü bulunup mahkemede
ceza sorumluluklarının kaldırılmasını isteyen bir grup vaka karşılaştırılmıştır.
Araştırma sonuçlarında ilk grupta antisosyal kişilik bozukluğu tanısı, ikinci
gruptan daha sık bulunmuştur.
Öte yandan Poythress,
Edens and Watkins’in [45] 2001 yılında yaptıkları bir çalışmada antisosyal
kişilik bozukluğu bulunan vakaların, antisosyal kişilik bozukluğu bulunmayan
vakalar ile temaruzun tespit edilmesi açısından anlamlı fark göstermediğini
bulmuştur.
Temaruz şüphesi ile takip
edilen hastalarda Antisosyal kişilik bozukluğu tanısının doğru konması önem
kazanmaktadır. DSM-5 ile antisosyal kişilik bozukluğu tanı kriterleri aşağıdaki
gibi belirlenmiştir.
“Antisosyal kişilik bozukluğu B kümesi kişilik bozukluğu içerisinde yer almaktadır. DSM-5’e göre antisosyal kişilik bozukluğu;
A) Aşağıdakilerden üçü (ya da daha çoğu) ile belirtili, 15 yaşından beri
süregelen, başkalarının haklarını umursamayan ve çiğneyen yaygın bir örüntü;
1. Tutuklanmasına yol açan yineleyici eylemlerde bulunmakla belirli olmak
üzere, yasal yükümlülüklere uymama.
2. Sık sık yalan söyleme, takma adlar kullanma ya da kişisel çıkarı ya da
zevki için başkalarını dolandırma ile belirli düzmecilik (sahtekârlık)
3. Dürtüsellik ya da geleceğini tasarlamama.
4.Sık sık kavga dövüşlere katılma ya da başkalarının hakkına el uzatma
ile belirli olmak üzere sinirlilik ve saldırganlık.
5.Kendisinin ya da başkalarının güvenliğini umursamama.
6.Sürekli bir işinin olmaması ya da parasal yükümlülüklerini yerine
getirmeme ile belirli, sürekli bir sorumsuzluk.
7.Başkasını incitmesi, başkasına kötü davranması ya da başkasından çalması
durumunda aldırmazlık gösterme ya da yaptıklarına kendince bir kılıf uydurma
ile belirli olmak üzere vicdan azabı çekmeme (pişmanlık duymama).
B) Kişi en az 18 yaşındadır.
C)15 yaşından önce davranım bozukluğu olduğuna ilişkin kanıtlar vardır.
D)Toplumdışı davranışlar yalnızca şizofreni ya da iki uçlu bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamıştır [21].”
3. SONUÇ
Temaruz klinik pratikte %1 gibi [10] çok düşük bir
oranda görülmekte ve bu durum zaman zaman bazı klinisyenler tarafından göz ardı
edilerek kabul bile görmemektedir. Ancak özellikle adli tıp hekimleri
tarafından yapılan çalışmalarda temaruzun hiç de nadir bir durum olmadığı
ortaya konmaktadır [63]. Bu nedenle rutin klinik muayenelerde önemli bir yeri olmasa
da kişi bir gerekçe ile muayene için gönderildiğinde temaruz konusu mutlaka göz
önünde bulundurularak araştırılmalıdır. Fakat kişinin herhangi bir akıl hastalığına musap olup olmadığını
ve musap olduğu akıl hastalığının olay anında belirleyici bir faktör olup olmadığını
değerlendirmek pratik uygulamada oldukça güçtür [20].
Temaruz
güncel sınıflandırılmada bir psikiyatrik hastalık olarak sınıflandırılmamakta, klinisyenlerin ilgisi odağı olabilecek diğer durumlar bölümü altında
sınıflandırılmaktadır. Temaruz için kişinin aldatıcı davranış
içinde bulunması, bunu bilinçli olarak yapması ve açık bir dış motivasyonu olması önemlidir.
Temaruzun
saptanması hem toplum vicdanı hem de adli merciler tarafından hayati bir öneme
sahiptir. Klinisyenin alanındaki uzmanlığı ve tecrübesi temaruzun saptanması
için günümüzdeki en önemli araçtır. Klinik tecrübeye dayanarak hekimi aldatıcı
davranışı tanımak için aşağıdaki durumlarda temaruzun akla getirilmesi
önerilmiştir:
Cezadan, dava edilmeden ya da soruşturmadan kaçma.
2. Askeri görev ve benzeri tehlikeli durumlardan kaçınma.
3. Parasal kazanç veya ödenti (tazminat) elde etme.
4. İşten, toplumsal sorumluluklardan kurtulma.
5. Cezaevinden hastaneye nakli veya serbest bırakılmayı talep etme
6. Hastaneye yatarak gündelik gereksinimleri karşılama.
7.
Keyif verenler başta olmak üzere psikoaktif ilaçları
temin etme [22].
DSM-III ile
başlayan süreçte temaruz bir ruh sağlığı hastalığı olarak sınıflandırılmamıştır, temaruzun tanımı,
mevcut ceza hukuku sistemini alt etmeye yönelik, istemli ve antisosyal davranış olarak yapılmıştır [65].
DSM 5’e göre ise, kişide antisosyal kişilik bozukluğu olduğu durumda
temaruz olasılığının da düşünülmesi gerektiği belirtilmektedir [21]. Antisosyal
kişilik bozukluğunun toplumsal normlarda daha fazla aldatıcı olmasının klinikte
de böylesi bir sezgiye yol açmış olabileceği düşünülmektedir [45]. Ancak
Salekin ve Kubak ilgili kitap bölümünde, her antisosyalin bu şekilde
değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir [67]. Gacono ve arkadaşları ise
çalışmalarında temaruz yapanlarda yüksek oranda antisosyal kişilik bozukluğu
olduğunu belirtmişlerdir [62].
Batı ülkelerinde temaruz ile ilişkili
engellik iddialarının sosyal sigortalar kurumlarına 20 milyar dolar üstünde
maliyeti olması temaruz yapılan çalışmaların önemini vurgulamaktadır [68]. Bu
özelliği ile temaruz DSM-5 ile özellikle vurgulandığı gibi Antisosyal kişilik
bozukluğuna sahip bireylerin sisteme karşı çıkmak için kullandıkları araçlardan
birisidir.
Saldırgan profile sahip erkeklerin kadınlara göre daha fazla temaruz
yaptığı literatürde yer almaktadır [61].
Gacono ve arkadaşlarının bir çalışmasında, temaruz
yapanların agresif, saldırgan karakterde olmaları ve şiddet
içeren suçlara sahip olmaları, antisosyal kişilik bozukluğu tanısı almış
olmaları ve temaruz yapanların ayrıca sözlü veya fiziksel olarak saldırgan
olma, saldırganlıklarını kontrol etmek için özel tedavi planlarına ihtiyaç
duyma olasılıklarını önemli ölçüde daha yüksek bulmuşlardır [62].
Temaruz yapısı gereği (olguların temaruzu gizlemesi nedeniyle) aldatma içerdiği için sıklık değerlerini saptamak zorlaşmaktadır [69]. Tüm
testler ve değerlendirmeler sonrasında dahi başarıyla
temaruz yaparak cezalardan kurtulan bir grup
olması mümkün olsa da temaruz açısından adli psikiyatri alanında
değerlendirme tıbbi ve hukuki konularda bilgili, tecrübeli ve iyi bir klinik
deneyimi olan adli tıp ve psikiyatri hekimlerinin içinde bulunduğu temsil gücü
yüksek heyetle birlikte yapılmalı, sağlam bir kayıt altına alınarak ve iyi bir
anamnez alınmalıdır. Ayrıca değerlendirmede; Türkçede kullanılan ve geçerlilik güvenirlik çalışmaları tamamlanmış temaruz alanında kullanılan testler “Miller Belirtilerin Adli Değerlendirme
Ölçeği” (M-FAST), “The Minnesota Multiphasic
Personality Inventory” (MMPI), “The Structured
Inventory of Malingered
Symptomatology” (SIMS) ve klinikte hekime yol gösterici ya da yardımcı
hafıza kaybı temaruzu için yapılandırılmış çeşitli testler; “Bildirilen
Belirtiler için Yapılandırılmış Görüşme Structured Interview of Reported
Symptoms” (SIRS), “Kişilik Değerlendirilmesi Envanteri Personality Assessment
Inventory” (PAI), “Temaruz Edilen Hafıza kusurları Testi Test of Malingered
Memory” (TOMM), Victoria Symptom Validity Test (VSVT), Word Completion Memory
Test (WCMT), Word Memory Test (WMT) gibi testlerin güvenirliği ve geçerliliği
yapılarak ve çeşitliliği arttırılarak kullanılmalı ve muayene dışı ortamın görülmesine ve
duyulmasına imkân sağlayacak kamera ve ses olmalı ve sağlık personeli de temaruz
ve gözlem konusunda eğitilmelidir. Böylece temaruzun ortaya çıkarılması
kolaylaşabilir ve kişi veya kişiler hakkında sağlıklı kararlar verilebilir.
1. Vrij A. Detecting Lies and Deceit: The Psychology of Lying and Implications for Professional Practice.(Wiley Series on the Psychology of Crime, Policing and Law). 2000.
2. DePaulo BM, Kashy DA, Kirkendol SE, Wyer MM, Epstein JA. Lying in everyday life. Journal of personality and social psychology. 1996;70(5):979.
3. Mahon JE. The definition of lying and deception. 2008.
4. Mills M, Lipian M. Additional conditions that may be a focus of clinical attention; malingering. Kaplan & Sadock’s Comprehensive Textbook of Psychiatry. 2005;2.
5. Paulus A. The Seven Books of Paulus Aegineta: Translated from the Greek. with a Commentary Embracing a Complete View of the Knowledge Possessed by the Greeks, Romans, and Arabians on All Subjects Connected with Medicine and Surgery by Francis Adams: Sydenham Society; 1844.
6. Tuğcu H. Adli Tıp ve Simülasyon. Turkiye Klinikleri J Med Sci 2010;30:32-6.
7. Oral G. (1999) Adli Psikiyatri. Adli Tıp Cilt 3 Kitabı (içinde) (editörler: Soysal Z, Çakaldır C.) s: 1550-71, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları, İstanbul
8. Yıldırım E. (2009) Bellek Kusuru Yakınması Olan Hastalarda Simülasyon Olasılığının Olaya İlişkin Beyin Potansiyelleri ile Değerlendirilmesi, Doktora tezi, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, İstanbul.
9. Kucharski LT, Duncan S, Egan SS, Falkenbach DM. Psychopathy and Malingering of Psychiatric Disorder in Criminal Defendants. Behavioral Sciences and the Law Behav. Sci. Law 2006;24: 633–44.
10. Soysal H. (2014) Hekimi Yanıltıcı Davranış. Adli Psikiyatri Uygulama Klavuzu (içinde). (editör: Uygur N.) s:251-68, Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları, Ankara.
11.https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/70363/mod_resource/content/0/Adli%20Psikiyatri.pdf Erişim tarihi 02.02.2022
12. Ford EB. Lie detection: Historical, neuropsychiatric and legal dimensions. International Journal of Law and Psychiatry. 2006;29(3):159-77.
13. Axelrod A. Patton: A Biography: St. Martin's Griffin; 2015.
14. Resnick P. Malingering. Taylor & Francis; 1994.
15. Frueh BC, Elhai JD, Grubaugh AL, Monnier J, Kashdan TB, Sauvageot JA, et al. Documented combat exposure of US veterans seeking treatment for combat-related post-traumatic stress disorder. The British Journal of Psychiatry. 2005;186(6):467-72
16. Jenkins KG, Kapur N, Kopelman MD. Retrograde
amnesia and malingering. Current opinion in neurology. 2009;22(6):601-5.
17. Li F, Zhu H, Gao Q, Xu G, Li X, Hu Z, et al. Using functional near-infrared spectroscopy (fNIRS) to detect the prefrontal cortical responses to deception under different motivations. Biomedical optics express. 2015;6(9):3503-14.
18. Browndyke JN, Paskavitz J, Sweet LH, Cohen RA, Tucker KA, Welsh-Bohmer KA, et al. Neuroanatomical correlates of malingered memory impairment: event-related fMRI of deception on a recognition memory task. Brain Injury. 2008;22(6):481-9.
19. Lebourgeois H, Thompson J, Black F. (2010) Malingering. Textbook of Forensic Psychiatry(içinde), (editörler: Simon RI, Gold LH), S:453-82, American Psychiatric Publishing, Inc. London.
20. Resnick P, Knoll J. (2008) Malingered Psychosis.
Clinical Assessment of Malingering and
Deception kitabı (içinde). (editör: Rogers R.) s:51-68, The Guilford Press, New York.
21. Amerikan Psikiyatri Birliği. (2013) Ruhsal Bozuklukların Tanımsal ve Sayımsal El kitabı, Beşinci Baskı (DSM-5). (çeviri: Köroğlu E.) Hekimler Yayın Birliği, Ankara.
22. Soysal HS, M. Hekimi yanıltıcı davranış. Adli Psikiyatri Uygulama Kılavuzu. 2007:128-46.
23. Kaplan S. Textbook of psychiatry. 2016.
24. King B, Ford C. Pseudologia fantastica. Acta Psychiatrica Scandinavica. 1988;77(1):1-6.
25.Wiley SD. Deception and detection in psychiatric diagnosis. Psychiatric Clinics of North America. 1998;21(4):869-93.
26. Othmer E, Othmer S. Falsifying and lying. The Clinical Interview Using DSM-IV. 2000;2:349- 84.
27. Ekman P. Telling lies: Clues to deceit in the marketplace, politics, and marriage (revised edition): WW Norton & Company; 2009.
28. Taylor S, Frueh BC, Asmundson GJ. Detection and management of malingering in people presenting for treatment of posttraumatic stress disorder: Methods, obstacles, and recommendations. Journal of Anxiety Disorders. 2007;21(1):22-41.
29. Sercan M. Adli Psikiyatri Uygulama Kılavuzu [Forensic Psychiatric Practice Guide]. Dizisi; 2007.
30. Chafetz M, Underhill J. Estimated costs of malingered disability. Archives of Clinical Neuropsychology. 2013;28(7):633-9.
31. Miller HA. Miller Forensic Assessment of Symptoms Test: M-FAST; Professional Manual: Psychological Assessment Resources; 2001.
32. McDermott BE, Dualan IV, Scott CL. Malingering in the correctional system: does incentive affect prevalence? International journal of law and psychiatry. 2013;36(3-4):287 92.
33. Norris MP, May MC. Screening for malingering in a correctional setting. Law and human behavior. 1998;22(3):315-23.
34. Greve KW, Ord JS, Bianchini KJ, Curtis KL. Prevalence of malingering in patients with chronic pain referred for psychologic evaluation in a medico-legal context. Archives of physical medicine and rehabilitation. 2009;90(7):1117-26.
35. Fishbain DA, Cutler R, Rosomoff H, Rosomoff RS. Is there a relationship between nonorganic physical findings (Waddell signs) and secondary gain/malingering? The Clinical journal of pain. 2004;20(6):399-408.
36. Mittenberg W, Patton C, Canyock EM, Condit DC. Base rates of malingering and symptom exeggeration. Journal of clinical and experimental neuropsychology. 2002;24(8):1094-102.
37. Yates BD, Nordquist CR, Schultz-Ross RA. Feigned psychiatric symptoms in the emergency room. Psychiatric services (Washington, DC). 1996;47(9):998-1000.
38. Van Egmond J, Kummeling I. A blind spot for secondary gain affecting therapy outcomes. European Psychiatry. 2002;17(1):46-54.
39. Rogers R, Sewell KW, Morey LC, Ulstad KL. Detection of feigned mental disorders on the Personality Assessment Inventory: A discriminant analysis. Journal of Personality Assessment. 1996;67(3):629-40.
40. Krem MM. Motor conversion disorders reviewed from a neuropsychiatric perspective. The Journal of clinical psychiatry. 2004;65(6):783-90.
41. Bhatia KP, Schneider SA. Psychogenic tremor and related disorders. Journal of neurology. 2007;254(5):569.
42. Jung B, Reidenberg MM. Physicians being deceived. Pain Medicine. 2007;8(5):433-7.
43. Bhatia KP, Schneider SA. Psychogenic tremor and related disorders. Journal of neurology. 2007;254(5):569.
44. Gacono CB, Meloy JR, Sheppard K, Speth E, Roske A. A clinical investigation of malingering and psychopathy in hospitalized insanity acquittees. Journal of the American Academy of Psychiatry and the Law Online. 1995;23(3):387-97.
45. Poythress NG, Edens JF, Watkins
MM. The relationship between psychopathic personality features and malingering symptoms
of major mental illness. Law and Human Behavior. 2001;25(6):567-82.
46.Sweet J, Condit D, Nelson N. (2008). Feigned
Amnesia and Memory Loss. Clinical Assessment
of Malingering and Deception kitabı (içinde) (editör:Rogers R). s:218-36, The Guilford
Press, New York.
47. Oorsouw K,
Merkelbach H. Simulating amnesia and memories of a mock crime. Psychology, Crime and Law, 2006; 12(3): 261-71.
48. Grondahl P, Vaeroy H, Dahl A. A study of amnesia in homicide cases and forensic psychiatric experts' examination of such claims. Int J Law Psychiatry, 2009; 32(5): 281-7.
49. Arkonaç S A. Psikoloji. 2. Baskı, İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım, 1998.
50. Arkonaç O. Psikiyatri Sözlüğü. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 1999.
51. Budak S. Psikoloji Sözlüğü. 2. Baskı, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 2003.
52. Köknel Ö. Kaygıdan Mutluluğa Kişilik. 11. Baskı, İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi, 1985.
53. Bilgin N. Sosyal Psikolojiye Giriş. 3. Baskı,
İzmir: Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Yayınları, 2000
54. Cüceloğlu D. İnsan ve Davranışı. 9. Baskı. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1999.
55. Ger Can M. ve arkadaşları. Tedaviye Gönderilmiş Tutuklu ve Hükümlü Erkek Olgularda Hekimi Yanıltıcı Davranışın Klinik Özellikleri. Türk Psikiyatri Dergisi 2016;27(4):235-43
56. Özdemir G. Osmanlı Toplumunda Adli Psikiyatri Bağlamında Cinnet Kaynaklı Saldırılar (1831-1917). Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, GÜSBD 2021; 10(3): 478 – 494
57. Mustafa Talip Şener ve Yüksel Hancı. Adli Psikiyatride Temaruzun Belirlenmesinde Hekim Tecrübesi: Olgu Sunumu. Adli Tıp Anabilim Dalı, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Erzurum 2013
58. Mutlu Hatjiosman, P. (1993). Simülasyon tanısı almış suçlularda kişilik profilinin araştırılması. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Sosyal Bilimler Anabilim Dalı, İstanbul.
59. Ardıç Can, F. (2018). Sims Temaruz Ölçeği (Türkçe Sims): Geçerlik, Güvenirliği ve Faktör Yapısı, T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Bağcılar Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, İstanbul
60.
Tokgözoğlu Varlık, E. (2017). Adli tıbbi uygulamalarda Temaruz. Yüksek Lisans
Tezi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Bilimler Dalı,
İstanbul.
61. McLellan AT, Childress
AR, Griffith J, Woody GE. "The psychiatrically severe drug abuse patient: methadone maintenance or therapeutic community?." The
American journal of drug
and alcohol abuse, 1984;10(1): 77-95.
62. Gacono
Carl B, Meloy R, Sheppard K, Speth E, Roske A. "A clinical investigation
of malingering and psychopathy in hospitalized insanity
acquittees." Journal of the American Academy of Psychiatry and the Law Online, 1995;23 (3): 387-97
63. McLellan AT, Childress AR, Griffith J, Woody GE. "The psychiatrically severe drug abuse patient: methadone maintenance or therapeutic community?." The American journal of drug and alcohol abuse, 1984;10(1): 77-95.
64. Rogers R, An Introduction to Response Styles, Clinical Assessment of Malingering and Deception kitabı( içinde) (editör: Rogers R.). S:3-38, The Guilford Press, New York.
65. Rogers R. Development of a new classificatory model of malingering. Bulletin of the American Academy of Psychiatry & the Law. 1990.
66. Poythress NG, Edens JF, Watkins MM. The Relationship Between Psychopathic Personality Features and Malingering Symptoms of Major Mental Illness. Law and Human Behavior, 2001;25(6): 567–82
67. Salekin R, Kubak F, Lee Z. (2008) Deception in Children and Adolescents. Clinical Assessment of Malingering and Deception kitabı (içinde) (editör: Rogers R),s:343-64, The Guilford Press, New York.
68. Chafetz M, Underhill J. Estimated costs of malingered disability. Archives of Clinical Neuropsychology. 2013;28(7):633-9.
69. Taylor S,
Frueh BC, Asmundson GJ. Detection and management of malingering in people presenting for treatment of posttraumatic stress disorder: Methods,
obstacles, and recommendations. Journal of Anxiety Disorders. 2007;21(1):22-41.

0 Yorumlar