Suç; ceza kanununun tanımladığı hukuka aykırı insanî eylemlerdir. Suç, topluma veya insana zarar verdiği ya da tehlikeli olduğu kabul edilerek, yasal düzenlemelerde ceza veya güvenlik tedbiri ya da idari bir yaptırım öngörülen davranışlardır. Suç evrensel bir olay olup tarihin en eski döneminde beri vardır.
ÇOCUK SUÇLULUĞU TÜRLERİ
1.)
Zekâ Geriliği ve Gelişimdeki Gerilik Nedeniyle Görülen Suçluluk:
Bedensel, zihinsel ve toplumsal gelişimleri sınırlı olan çocuklar, çoğunlukla
sosyo-ekonomik düzeyleri düşük yoksul ailelerden gelmektedir. Bu tür çocuklar
gerek zayıflıkları gerekse dış baskılar sonucu suç işleyebilirler.
2.)
Sosyal Eğilimden ve Kültürden Yoksun Olma Nedeniyle Suçluluk: Çevre
çocuğun hem zihnen hem de bedenen gelişimini destekler. Çocuğun içinde
bulunduğu çevre, onun sosyal, eğitimsel ve temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa
çocuk suça yönelebilir.
3.)
Ergenlik Çağı Nedeniyle Oluşan Suçluluk: Bu çağda görülen hızlı
bedensel ve ruhsal değişim ve arkadaş çevresi ile çocukluk evresine kadar
uzanan yanlış eğitim ve yetersiz sevgi gibi nedenler, ergenin suça yönelmesine
neden olabilir.
4.)
Bozuk Aile Düzeninin Neden Olduğu Suçluluk: Çocuk birlikte
yaşadığı ailenin kötü sosyal davranışlarını, ailesinin ve çevresinin kusurlu
yanlarını benimser ve öğrenir. Dolayısıyla da suça yönelebilir.
5.)
Organik Koşulların Neden Olduğu Suçluluk: Sara (epilepsi),
beyin iltihabı gibi tamamen organik koşullara bağlı bir tepki olarak davranışın
kontrol edilememesi dolaylı olarak suçu oluşturabilir.
6.)
Ekonomik Nedenlerin Neden Olduğu Suçluluk: Yaşamının büyük
bir bölümü yoksullukla geçmiş, çabuk ve kolay yoldan bu durumdan kurtulmak
isteyen çocuklar suça yönelebilirler.
7.)
Bilinçsiz Yapılan Davranışların Neden Olduğu Suçluluk (Nörotik Suç):
Nörotik kişilik bozukluğuna bağlı, bilinçsizce yapılan antisosyal davranışlar
sonucu suçun işlenmesidir (1).
Çocuk
suçluluğunun nedenleri üzerine yapılan araştırmalar, çocukların suç işlemesine
neden olan pek çok unsurun olabileceğini göstermektedir. Bu unsurlar aile, okul, toplum ve kişinin
bireysel özellikleri olarak sınıflandırılabilir (2).
Çocukları
suç davranışına sürükleyen nedenler bireysel ve çevresel nedenler olmak üzere
ikiye ayrılmaktadır. Bu unsurların tek başına bir suç işleme nedeni olabileceği
söylenemez. Her birinin birbiriyle etkileşimi çocuğun suça yönelmesinde söz
konusudur.
1.)
Bireysel Nedenler
Çocuk
suçluluğunu bireysel nedenlere dayandıran görüşler çocukların biyolojik ve
psikolojik nedenlerden dolayı suç işlediklerini ortaya koymaktadır. Biyolojik
görüşü savunanlara göre çocukların fizyolojik, genetik ve yapısal farklılıklara
sahip olması onları suç işlemeye yatkın hale getirebilmektedir. Zekâ geriliği,
epilepsi, akıl hastalıkları, psikopatoloji ile suça yatkınlık arasında tutarlı
ilişkinin olduğunu iddia eden psikolojik görüşler de vardır (3).
Çocukların
işlemesine nede olan bireysel nedenler birlikte değerlendirildiğinde ise çocuğun
organik ve biyolojik özellikleri, fiziksel özellikleri, psikolojik özellikleri
ve benlik tasarımının baştaki unsurlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu unsurların
ne demek olduğu ve çocuğa yansımalarına yönelik bilgiler anne ve babaların
gereksinim duydukları önemli bilgiler olmalıdır.
2.)
Çevresel Nedenler
Çocuğun
suç işlemesinde çevresel nedenler, bireysel nedenlerden önce gelmekte, suç
ortamına zemin oluşturmaktadır. Çocuk suçluluğunda çevresel nedenlerden
kastedilen, çocuğun ailesi ve aile dışı çevresinden (okul, akran grubu, çalışma
yaşamı ve kitle iletişim araçları) kaynaklanan nedenlerdir.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARDA AİLE İLİŞKİLERİ
Çocuğun doğumuyla birlikte ilk karşılaştığı ve ilk sosyal ilişkilerini kurduğu toplumsal kurum ailesidir. Aile çocuğun beslenme, bakım, korunma ve sevilme ihtiyacını karışlamasının yanı sıra, çocuğun gelişimi ve davranışları açısından da yönlendirerek çocuğun toplumsal bir birey haline gelmesine yardımcı olur. Bu nedenle ailenin ve aile ilişkilerinin çocuklar üzerine çok önemli etkileri bulunmaktadır.
Anne ve babanın
çocuğuna yönelik ilgi ve sevgisinin yetersiz olması, çocuğunu korumadan yoksun
bırakması, çocuğuyla sağlıklı iletişim kuramaması, aile üyelerinin birbirlerine
karşı olumsuz tutum ve davranışları, aile içi şiddete başvurulması gibi olumsuz
aile içi ilişkiler çocuğun suça yönelmesine sebebiyet verebilmektedir (4).
Aile içi disiplin
tarzı çocuğun suçluluğunda önemli bir etkendir. Bir ailede disiplinin olması
için tutarlı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Tutarsız, katı, hoşgörüden
uzak ve baskıcı disiplin uygulaması çocukların olumsuz davranışlarda
bulunmasına ve itaatsiz yetişmesine neden olmaktadır. Diğer taraftan çocuğu
tümüyle dürtü ve istekleri doğrultusunda serbest bırakan aşırı hoşgörülü ya da
umursamaz disiplin anlayışı başkalarının zararına isteklerine doyum arayan
bencilce davranışların ortaya çıkmasına yol açacaktır (5).
Parçalanmış aile yapısı çocukları suça itebilmektedir. Anne veya babanın boşanma, ölüm, aileyi terk veya başka yerde çalışmaya gitme gibi herhangi bir sebeple aileden uzaklaşması çocuğun psikolojik gelişimini engelleyen duygusal boşluklara yol açmaktadır. Bu hallerde çocuğun sevgi ve korunma ihtiyacının tatmin edilememesi, özdeşim kurabilmek için gerekli örnekten mahrum kalması söz konusudur. Nitekim Yavuzer’in (1994) araştırmasında suçlu gençlerin %22’sinin parçalanmış ailelerden geldiği görülmektedir. Ayrıca yapılan başka bir araştırma da ise suça sürüklenmiş çocukların %47,6’sının çeşitli nedenlerle anne ve babalarından ayrı kaldıkları, %22’sinin de parçalanmış ailelerden geldikleri görülmektedir.
Ailenin
ekonomik durumu çocuk suçluluğunda önemli bir belirleyicidir. Çocuk suçluların
büyük bir bölümü ekonomik durumu yetersiz olan yoksul ailelerden
gelmektedirler. Yoksul aileler genellikle kalabalık olup, elverişsiz ve
yetersiz konuta sahiptirler. Öyle ki, gelir sıkıntısı ile birlikte aile
büyüklüğü ve konut sorunu çocuğu antisosyal davranışlara yöneltebilmektedir
(8).
Ekonomik nedenlerin yanı sıra eğitim düzeyi de çocuk suçluluğunu etkilemektedir. Ailenin ve çocuğun eğitim seviyesi düştükçe suça karışma oranı yükselmekte, ailenin eğitim durumu yükseldikçe çocuğun suça karışma oranı düşmekte ve yok olmaktadır.
Ailede suçlu bireylerin olması ile
çocuk suçluluğu arasında anlamlı bir ilişkinin olduğuna dair yapılmış
araştırmalar vardır. Bu araştırmalara göre çocuk suçluların önemli bir
bölümünün ailesinde suç işlemiş bireyler bulunmaktadır. Örneğin, Yavuzer’in
araştırmasında çocukların %54’lük önemli bir oranının ailesinde hüküm giymiş
suçlu bulunmaktadır. Ferguson, babaları suçlu olan çocukların, diğer çocuklara
oranla iki kat daha fazla suç işlediklerini öne sürmekte; ağabeyleri suçlu olan
çocukların diğer çocuklara oranla üç kat fazla suçlu olduklarını saptamaktadır (5).
Ailesinde suçlu olan bireyler bulunan çocuklar onlarla özdeşim kurabilmekte ve
çocuğun ailesindeki suçlu kişiyi kendisine rol model seçmesi çocuğun kişiliğine
olumsuz yansıyabilmektedir. Öyle ki, çocuk ailesindeki suçlu kişiyi örnek
göstererek suç işlemeyi kendince haklı gösterecek gerekçeler üretebilir.
Ailede alkol/madde kullanan
bireylerin olması çocuğun antisosyal davranışlar sergilemesinde etkili
olabilmektedir. Nitekim, Akalın ve Öter’in tutuklu çocuklar üzerine yaptıkları
araştırma, aile/akrabalarda madde kullananların oranının %23.3, alkol
kullananların oranının ise %40 olduğunu ortaya koymaktadır (7). Alkol ya da
madde kullanan aile bireylerini örnek alarak alkol/madde kullanmaya başlayan
çocuklar, bu maddelerin etkisiyle sağlıklı bir düşünce yapısından uzaklaşarak
suç işleyebilmektedirler.
ÇOCUK SUÇLULUĞUNDA
AİLENİN ÖNEMİ VE TAVSİYELER
Çocuk suçluluğunda eğitimin son derece önemli olduğu görülmektedir. Çocuk suçluların düşük eğitim düzeyine sahip olması ve okul başarısızlıkları onların suçlu bireye dönüşmesinde etkili olmaktadır. Okulda başarısız olan çocuklar okuldan ve ideallerden de uzaklaşmaktadır. Hirschi’nin Sosyal Bağ Teorisine göre kendilerini ideal ve kariyerlerine adayan bireyler daha az suç işlerler. Dolayısıyla çocukların eğitim düzeyleri yükseltilmeli ve kariyer sahibi olabilecekleri mesleklere yönlendirilmeleri gerekmektedir. Böylelikle onların gelecekten umutlu olmaları ve suç davranışından uzak durmaları sağlanabilir (19)
Anne baba tutumlarıyla ve bebeklik
döneminde kurulacak güvenli bağlanma ile ilgili ebeveynleri bilgilendirmeye
yönelik aile eğitimleri düzenlenmeli ve çocuk suçluluğunu önlemek, kontrol
altına almak için, okul rehberlik servislerince ebeveynlere yönelik suçluluğun
nedenleri ile ilgili eğitimler verilmelidir.
Geçim sıkıntısı yaşayan ailelere
maddi ve sosyal yardımlar ile iş imkanları tanınmalıdır. Bu sayede çocuklar
aile geçimine katkıda bulunmak için çalışma yaşamında yer almak yerine okul
hayatına devam edebilir, suç ortamlarından uzaklaşabilirler.
Çocukların boş zamanlarını verimli bir şekilde değerlendirecekleri uğraşlar edinmelerinin çocuk suçluluğuyla mücadelede etkin bir rol oynayacağı söylenebilir. Bu bağlamda, çocukların yeteneklerine göre sanatsal ve sportif faaliyetlerde bulunmaları sağlanmalıdır. Bunun için her kesimden çocuk ve gençlerin gidebileceği kültür ve sanat, merkezleri kurulmalı, spor sahaları açılmalıdır. Bu merkezlerde ücretsiz tiyatro gösterimleri yapılmalı, resim, müzik ve spor kursları, drama eğitimleri verilmelidir. Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Bu sayede çocukların toplumla bağı güçlenir ve suç davranışında bulunmalarının önüne geçilebilir.
Çocuk suçluluğuna yönelik alınacak
önlemlerle çocukların suça sürüklenmesi engellenebilir. Suça sürüklenmiş
çocukların tekrar suça yönelmesi istenmiyorsa onlara suçlu etiketini yapıştırarak
dışlayıcı tutum sergilenmemeli onları yeniden topluma kazandırmaya çalışmak
gerekmektedir. Bu çocukların eğitimlerini sürdürmeleri ve meslek sahibi
yapılması büyük önem taşımaktadır.

0 Yorumlar