1. GİRİŞ

1.1  KRİTER BAZLI İFADE ANALİZİ NEDİR?

Kriter Bazlı İfade Analizi, İfade Geçerlilik Analizini’nin en önemli kısmı olup Undeutsch hipotezi doğrultusunda ifade içeriğinde 19 kriterin bazılarının veya hepsinin varlığı esasına dayanarak ifade güvenilirliğini tespit etmekte kullanılan bir yöntemdir. Bu kriterler, mantıksal yapı, yapılandırılmamış ürün, detayların niceliği gibi genel karakteristikler, bağlamsal çatı, etkileşim tanımı, karşılıklı diyalogların alıntılanması, olaya ilişkin beklenmedik komplikasyonların aktarımı, alışılmadık detaylar, gereğinden fazla detaylar, doğru aktarılmış fakat yanlış yorumlanmış detaylar, ilintili dışsal bağlantılar, kendi ruh haline ilişkin atıflar, saldırganın ruh haline ilişkin atıflar, kendiliğinden yapılan düzeltmeler, hafıza eksikliğinin kabul edilmesi, kendi ifadesinin doğruluğu hakkında şüphe etme, kendini suçlama, saldırganı maruz görme ve Suça Dair Spesifik Karakteristikler (Quandte, 2009; Vrij, 2005; Sternberg, Lamb, Orbach, Esplin, & Mitchell, 2001).

              Kriter Bazlı İfade Analizinin uygulanmasından önce görüşmenin birbiri ile ilişkili bütün bölümleri seçilmelidir. Doğru ifade ile oluşturulmuş ifade arasındaki farkı ayrıt eden her içerik anlamlı kabul edilir. Seçici ayrım yapılmadan uygulanan kriter bazlı ifade analizi çok anlamsız sonuçlar elde edilmesine neden olabilir. Bu, analizin yapılmasından önce uygun hipotezin oluşturulmasının önemini tekrar vurgular (Köhnken,2005).

Kriter Bazlı İfade Analizi’nin uygulanmasında önce, elde edilen bilgilerin ve tanığın kişilik özellikleri ile bilişsel kapasitesinin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Tanıkla ilgili herhangi bir psikolojik rahatsızlık göstergesi fark edilip edilmediği, fark edildiyse hangi çeşit bir rahatsızlık fark edildiği önemlidir. Tanık üzerinde etkisi olabilecek herhangi bir yönlendirme olup olmadığına bakılmalıdır. Tanığın daha önce verilen ifade metinlere ulaşma yetkisine sahip olup olmadığı önemlidir. Çünkü böyle bir yetkiye sahipse, tutarlılık analizi geçerli bilgi sağlamayabilir. Görüşmenin hangi kısımları oluşturulan hipotezle bağlantılı olduğuna bakılmalı ve sadece ilgili kısımlar değerlendirmede kullanılmalıdır. Hipotezle bağlantılı olan kısımlar Kriter Bazlı İfade Analizi için yeterli düzeyde değilse herhangi bir analiz yapılamaz. Sorgulanan olayı etkileyebilecek herhangi bir bilişsel yetersizlik fark edildi mi? Sorgulanan olayı etkileyebilecek herhangi bir kişilik bozukluğu gözlendi mi? Stres, uzun bekleme aralarından kaynaklan hatalı bildirimler, hafıza çarpıtmaları oldu mu? Ya da kısıtlı sözel yetiler yüzünden bilişsel yetersizlikler gözlendi mi? Bunlar da analizi uygulamadan önce cevaplandırılması gereken diğer sorulardır (Köhnken,2012).

Mağdur olduğu iddia edilen kurbanların ifadeleri sesli kaydedilir ve yazıya dökülür. Bu yazıya dökülen ifadeler, ifade geçerlilik analizinin 3. kısmı olan Kriter Bazlı İfade Analizi’nde kullanılır. Analiz sırasında yazıya dökülen ifadelerin kullanılması görüşmeyi yapan kişinin ifadenin doğruluğunu değerlendirirken mağdurun sözel olmayan davranışlarını dikkate almasını engeller. Bazı araştırmacılar (Landry & Brigham, 1992) bunu bir dezavantajlı bir durum olduğuna inansa da çoğu kriter bazlı ifade analizi uzmanı, sözel olmayan ifadelerin değerlendiricinin dikkatini dağıttığını iddia eder. Ancak bazı durumlarda videoya alınan ifadeler başka bir amaç için kullanılabilir. Örneğin, zayıf bir görüşmenin olduğu ve görüşmecinin önyargıyla yaklaştığı durumlarda, yapılan kayıt bunu tespit edilmesini sağlayabilir. Ses kayıtlar ve video kayıtları ayrı ayrı kullanışlı olsa da Kriter Bazlı İfade Analizi sadece yazıya dökülmüş kopya üzerinden yapılmalıdır (Vrij,2008).

Kriter Bazlı İfade Analizi, gerçekte yaşanmış olan olaylar, üretilmiş olan olaylarla kıyaslandığında içerik bakımından daha kalitelidir hipotezine dayanır. Bu hipoteze göre üretilmiş ifadeler daha az detay barındırırlar, hafızadan çağırılan gerçek bir ifadeyle kıyaslanınca daha cansız ve daha renksizdirler. Kohnken (1996) bu hipotezi bilişsel ve motivasyonel parçalar olmak üzere ikiye ayırmayı teklif etmiştir. Hipotezin bilişsel kısmında, sözel ve bilişsel kabiliyetin belirli bir sevide olduğu düşünüldüğünde, yalnızca o olayı yaşayan kişi kriter bazlı ifade analizinde belirtilen kriterleri sağlayacak şekilde ifade verebilir. Örnek olarak üretilmiş bir ifade veren çocuk, sözde gerçekleştiği iddia edilen olay hakkında beklenmedik şekilde karmaşık bilgiler iletecektir. Hipotezin diğer kısmı ise motivasyona ve sosyal davranışa odaklanır. Hikaye üretmenin sonuç odaklı bir davranış olmasından dolayı, hikaye anlatan kişi sonuca ulaşmak için mümkün olduğunda dürüst algılanmak ister. Bu yüzden, kendi algısına göre “kandırma” olarak nitelendirilebilecek davranışlardan kaçınır. Örnek olarak, eğer hafızadaki kaybın kabul edilmesinin onun inanılırlığını sarsacağını düşünürse kişi bu tarz davranışlardan kaçabilir. Bu hipotezlere dayanarak gerçek yaşanmış hikayelerde olma olasılığı yüksek ancak üretilmiş hikayelerde olma olasılığı düşük başlıca özellikler tanımlanmıştır. Zaman içinde gelişme gösteren bu liste Köhnken ve Steller tarafından 19 kriter içerecek şekilde birleştirilmiş ve bugünkü halini almıştır (Köhnken,2005).

1.2 KRİTER BAZLI İFADE ANALİZİ KRİTELERİ

      1.2.1 Mantıksal Yapı (İfadelerin Tutarlılığı)

Mantıksal Yapı kriterinde ifade genelinin tutarlı olup olmadığına bakılır. Burada sorulması gereken soru mağdurun ifadesi boyunca kendiyle çelişip çelişmediğidir. Yani ifade içinde çelişki veya mantıksal tutarsızlıklar bulunmamasıdır.

İfadenin öğelerinin ilk bakışta inanılmaz veya garip görülmesi ifadenin tutarsız olduğunu göstermez. Tutarsızlık, objektif olarak birbirine çelişen ifadeler kullanılmasıdır.

Mağdurun ifadesinde cümleler birbirini çürütmemelidir ve bir cümleden diğer cümleye geçiş mantıklı olmalıdır. Örneğin, gece ortaya çıkan bir olayın içinde gündüze dair öğeler bulunmamalıdır. Aslında analist bu ölçüt için tutarlılığı değil de tutarsızlığı arar. Başka bir deyişle, ifadenin bütünü içinde ciddi tutarsızlıklar tespit etmezse, ifade tutarlıdır diye değerlendirir.

      1.2.2 Yapılandırılmamış Ürün

Yapılandırılmamış ürün kriteri ifadenin içeriğindeki bölüm sıralamalarının mantıksal yapı bozulmadan kronolojik sırayı birebir takip etmeden düzensiz ve kopukluklarında yer aldığı bir anlatımla aktarılmasıdır.

Aslında, bu kriter insanın sağduyusuna zıt gibi görünmektedir zira insanlarda, cümleler ne kadar kronolojik sırada dizilirlerse o kadar gerçeğe yakındır diye bir önyargı mevcuttur. Hâlbuki bu bir yanıltmacadır, çünkü yalan hikâye uyduranlar, anlattıklarından emin görülmemekten korkarlar ve hep aynı şeyleri, aynı sıralama dâhilinde söylemeye çalışırlar.

Diğer taraftan, bu ölçüt, bir ifadenin birden fazla tekrarlanması durumunda da kendini göstermektedir. Örneğin, “okuldan saat 18:30’da çıktık. Otobüse bindiğimizde saat 18:45’di. Eve geldiğimizde saat 19:30’du…  »  gibi cümleler,  birkaç tekrarda hep aynı şekilde ve hiç değişmiyorsa, bu durum yapılandırılmamış ürün kriteri yokluğuna dair bir emare olarak değerlendirilmelidir, çünkü bu alanda yapılan çalışmalar, gerçek mağdurların çoğu zaman saat ve tarihleri tam hatırlayamadığını göstermektedir.

      1.2.3 Detayların Niceliği

Bu kriter için, ifadenin ne kadar detay içerdiği değerlendirilir. Mekânın, kişilerin, olayın ve etraftakilerin detaylandırılması bu kapsamda incelenir. Detayların yeterince net ve ayrıntılı olup olmadığı temel sorudur.

Sonuç olarak, bir ifade yerler, kişiler, objeler, kokular, renkler, duygular vb. hakkında ne kadar fazla detaylı bilgi içerirse, o kadar güvenilirdir.

      1.2.4 Bağlamsal Çatı

Bağlamsal çatı kriteri araştırılan olayın belirli mekanla, zaman aralığı ile suçlanan kişi ve diğer kişilerle ile olay öncesi ve sonrasındaki kişisel ilişkiyle bağlantılı olması demektir. Bunların da ötesinde, tanığın ifadesinde bahsettiği davranış ile kendi davranışının da uyum içinde olması oldukça önemlidir.

Örneğin; ifadelerde olayın anlatımı esnasında spontan bir şekilde yer alan “doğum günümden 2 gün önceydi”, “yaklaşık 20-25 dakika kadar sürdü”, “ben kanepede otururken, o da televizyonun yakınındaki minderde oturuyordu.” gibi ifadelerde olay biyografik, zamansal ve mekansal olarak bir uzay-zaman örüntüsünün içerisinde ifade bulmuştur.

Aşağıdaki örneklerde altı çizili yerler bağlamsal çatı kriterinin varlığına işaret etmektedir.

Örnek (1) Çocuk: Pikniğe gitmiştik. Ayrıca kamp yapıyorduk. Hmm. Geceydi ve çok geç değildi. Bize ödünç dart vermişti ve dart oynuyorduk fakat dartın oklarıyla koşmuyorduk…

Örnek (2) Psikolog: Dur bakalım yeniden başlayalım biraz. Sen babanla mı kalıyorsun?

Çocuk: Bana bazen babam bakıyor. Bazen ama her zaman değil, sadece hafta sonları.

      1.2.5 Etkileşimin Tanımı

 

Bu ölçüt, ifade içindeki saldırgan ve mağdurun birbirlerine karşı reaksiyonlarıyla sözel olmayan etkileşimlerin tanımlaması ile ilgilidir. Mağdur, “karşılıklı tavırları, cinsel ve fiziksel etkileşimleri anlattıkça, cinsel saldırı senaryosunun gerçekten yaşanmışlığı kuvvetlenir” (Haesevoets, 2000: 190).

Bu kriter için tarafların birbirine bağlı ve hangisi kimin tarafından yapıldığı net bir şekilde ifade edilmiş en az iki eylem dizisinin ifade edilmesi gerekmektedir.

Örneğin; “Arkamda dikiliyordu, bir eli ile ağzımı kapatırken diğer eliyle pantolonumu indirmeye çalışıyordu. Onu durdurmaya çalıştım ama elimi itti ve denemeye devam etti.” ifadesi etkileşimlerin tanımlanmasına bir örnektir.

Aşağıdaki altı çizili bölümlerde de karşılıklı etkileşimin tanımladığı örneklere yer verilmiştir.

Örnek (1) Psikolog: Bunu yaparken sana ne söylüyordu?

Çocuk: Bana kızıyordu, bana bağırıyordu. Çünkü içki içmişti. Çok içki. İçkisi bittiğinde gidip tekrar dolduruyordu.

Örnek (2) Psikolog: Sana dokunuyordu demek… Anlatabilir misin biraz?

Çocuk: Evet, bana vuruyordu, kalçalarıma vuruyordu. Bana vurmasını sevmiyorum.

Örnek (3) Çocuk: Annem dışarıdaydı, eve döndü. Uyuduktan sonra annemin sevgilisi yanıma geldi. Soyunmaya başladı. Sonra beni soydu.

     1.2.6 Karşılıklı Diyalogların Alıntılanması

İki kişi arasındaki diyalogların ifade içerisinde aktarılmasıdır. Burada diyalog içeriklerinin ve kimin neyi söylediğinin net olması gerekir.

Örneğin; “Bana, “bu olayı birine anlatırsan, elimdeki görüntüleri internete koyarım, rezil olursun”dedi.” ifadesi diyalogların alıntılanmasına bir örnektir.

      1.2.7 Olaya İlişkin Beklenmedik Komplikasyonların Aktarımı

Olayın failinin bakış açısından eylemin bölünmesine neden olacak, beklenmedik bir durumun oluşup oluşmadığıdır. Örneğin; “tam beni koltuğa doğru itmişti ki, kapı çaldı ve gidip kapıyı açmak zorunda kaldı.” gibi.

Özellikle de Cinsel saldırı esnasında beklenmedik kopukluklar, yarım bırakmalar ve komplikasyonlar bu ölçütün varlığına işarettir.

Örneğin; çocuk, olay esnasında “biri kapıya vurdu, telefon çaldı, adam yataktan düştü” (Haesevoets, 2003: 114) gibi ayrıntılardan bahsedebilir. Dolayısıyla, “beni okşamaya başladı, cep telefonu çaldı, uzun süre konuştu, sonra çıktı” gibi bir cümlenin uydurma hikâyelerin içeriğinde yer alması pek beklenmez.

      1.2.8 Alışılmadık Detaylar

Düşük yüzdeli, sıklıkla karşılaşılmayan, olay sırasında kişilere, nesnelere ve olaylara dair beklenmedik ve sürpriz şekilde gerçekleşen ancak gerçek ve olağan dışı olmayan garip detaylardır.

Örneğin; komşusu tarafından cinsel istismara uğramış 7 yaşında bir çocuğun eylem sırasında komşusunun penisi üzerinde şemsiye açıp tutmaya zorlanması gibi.

      1.2.9 Gereğinden Fazla Detaylar

Sorgulan olaya kesinlikle katkıda bulunmayan ancak olayın geçtiği çevreye ait detaylar gereğinden fazla olarak tanımlanır.

Örneğin; spontan bir şekilde olay esnasında odada olan masanın üzerindeki renkli çiçeklerin olduğunun ifade edilmesi, olay anındaki bir gözlemin aktarımıdır ancak olay örüntüsünü etkileyebilecek herhangi bir öneme sahip değildir.

      1.2.10 Doğru Aktarılmış Fakat Yanlış Yorumlanmış Detaylar

Özellikle çocuk ifadelerinde, çocuğun sosyal ve bilişsel gelişim düzeyine bağlı olarak önem kazanan bir kriterdir. Ne anlama geldiği doğru yorumlanamamış detayların gözlemlerinin aktarılmasıdır.

Örneğin; ejekülasyondan bahseden bir çocuk durumu“...sonra beyaz bir sıvı geldi, çişini yaptı” şekline tariflendirdiğinde bu kriter kapsamında değerlendirilebilir.

     1.2.11 İlintili Dışsal Bağlantılar

Sanıkla söz konusu olayın gerçekleşmesinden önce gerçekleştirdiği ama bir şekilde olayla bağlantısı olan konuşmalar bu çağrışımlara örnek               olabilir. Aile içi ensest hakkındaki bir bildirimde, tanık olan kız çocuğunun saldırgan olan babası ile kendisinin diğer partnerleri ile yaşadığı cinsel deneyimler hakkında konuşması örnek olarak verilebilir.

Ayrıca bu ölçüt, özellikle ve sadece çocuklara karşı cinsel saldırı olaylarında görülebilecek bir kriterdir. Cinsel bilgisi hiç olmayan ya da çok az olan mağdur çocuğun, başından geçen cinsel içerikli hadiseleri, olması gereken şekilde ve büyükler tarafından bilinen kelimelerle anlatabilmesi mümkün değildir. Undeutsch’a göre bu kriter “mağdur çocukların bilgileri ve anlayışlarıyla uydurmaları mümkün olmayan detaylara işaret eder. Örneğin çocuk, saldırganın bir yeri ağrıdığı için tuhaf sesler çıkardığını söyleyebilir (halbuki bu onun zevk almasından kaynaklanan bir sestir!) (Undeutsch, 1967:114).

      1.2.12 Kendi Ruh Haline İlişkin Atıflar

Olay anındaki bilişsel, fizyolojik ve duygusal süreçlerin tariflenmesi olmakla beraber iğrenme ve korku gibi duyguları ve olayla ilgili olan bilişsel süreçlerin bildirimini içerir.

Örneğin; “çok korkmuştum, kalbim hızlı hızlı çarpıyor, ellerim titriyordu.” söylemi hem fizyolojik hem de emosyonel deneyimlerinin aktarımını içeren bir ifadedir.

Aşağıdaki altı çizili yerler mağdurun kendi ruh haline ilişkin yaptığı atıflara örnek olarak gösterilebilir

Örnek (1) Psikolog: Sana yetişkinler için filmler seyrettirdiğinde ne yapıyordun?  

Çocuk: Kendimi kötü hissediyordum.

Örnek (2) Psikolog: Bu olayı annenle konuşmak seni rahatlattı mı?  Çocuk: Evet. Fakat üzüldüm. Bir de boğazım acıdı.

Örnek (3) Psikolog: Sana bakarken bir şey diyor muydu? Çocuk: Vücudumun güzel olduğunu söylüyordu. Böyle konuşmasını hiç sevmiyordum.

      1.2.13 Saldırganın Ruh Haline İlişkin Atıflar

Saldırgana ait gözlemlenebilir eylemlerin mağdur tarafından motivasyonel ve ruhsal                        düzlemde yorumlanmasıdır. Örneğin, “kilit takılınca kapıyı yumruklamaya başladı. Çok sinirlenmişti. Adeta gözlerinden ateşler çıkıyordu.” söylemi saldırganın kapıyı yumruklaması eyleminin kızgınlık olarak yorumlanmasına bir örnektir.

Aşağıdaki altı çizili yerler mağdurun saldırganın ruh haline ilişkin yaptığı atıflara örnek olarak gösterilebilir.

Örnek (1) Psikolog: Sinirli miydi?  Çocuk: Sarhoştu.

Örnek (2) Psikolog: Tamam. Peki, neden korkuyordun? Çocuk: Çünkü bana kötü davranıyordu.

Örnek (3) Psikolog: Neden annene söyleme diyordu sana? Çocuk: Çünkü annemle kavga etmekten korkuyor. Bunu hiç sevmiyor.

      1.2.14 Kendiliğinden Yapılan Düzeltmeler

Tanığın, daha önceki tanımlarını görüşmeci tarafından uyarılmadan değiştirmesi veya düzeltmesidir. Eğer düzeltme soruya cevap şeklindeyse, dilbilgisine ilişkin bir düzeltmeyse, daha önceki içerik ile çelişkili bir durum oluşturuyorsa, kriterin koşullarını sağlamaz.

Aşağıdaki altı çizili yerler mağdurun kendi kendine yaptığı düzeltmelere örnek olarak gösterilebilir.

Örnek (1)  Psikolog: Onun evinde… Tamam… Hava aydınlık mıydı yoksa karanlık mıydı? Nasıldı? Çocuk: Aydınlıktı. Psikolog: Aydınlıktı demek.  Çocuk: Biraz karanlıktı.

Örnek (2) Çocuk: Annem neredeydi bilmiyorum. Annem… Tamam… Gündüz vaktiydi. Annem alışverişe gitmişti ya da dişçide randevusu vardı. (Çocuk burada ilk başta annesinin nerede olduğunu bilmediğini söylerken, sonra alışverişe ya da dişçiye gitmiş olabileceğinden söz etmektedir.)

 

      1.2.15 Hafıza Eksikliğinin Kabul Edilmesi

İlişkinin ayrıntılarına dair ufak tefek hatırlama güçlükleri yaşadığını beyan etmektir. Merkezi olaya ilişkin hatırlama güçlükleri, olayın travmatik doğasından dolayı ifadenin güvenilirliğine ilişkin daha güçlü bir gösterge olarak kabul edilir.

Yaşadığı cinsel saldırı olayını anlatan mağdur çocuk ifadesini sürdürürken, “bazı detayları anımsayamadığını itiraf edebilir ki bu onun ifadesinin gerçekliğini kuvvetlendiren bir unsurdur” (Haesevoets, 2000: 193).

Gerçekten de, uydurulmuş ifadelerde (sözde) mağdurun, neler olduğunu anımsamadığını ya da başına ne geldiğini bilmediğini söylemesi pek sık görülen bir hadise değildir, zira uydurduğu ifadenin daha gerçekçi görünmesi için her ayrıntıyı hatırladığını özellikle göstermek ister.

Aşağıdaki altı çizili yerler mağdurun ifadelerinde bu kriterin varlığına örnek olarak gösterilebilir.

Örnek (1) Çocuk: Başka hiçbir şey hatırlamıyorum. Başkaca bir şey hatırlamıyorum. Bir de… Bir defasında pizza almaya gitmişti, 9 parçalı pizza. Uslu durmamız için aldı. Bize verdi. Uslu durduk.

Örnek (2) Psikolog: Eskiciye nereye gittiğinizi hatırlıyor musun? Çocuk: Yeri hatırlıyorum ama eskicinin bulunduğu sokağın ismini hatırlayamıyorum.

Örnek (3) Çocuk: Sonra…  İkinci  defa…  Sanırım  böyle…  Filmden  sonraydı.  Önce mi sonra mı? İkinci defayı hatırlamıyorum.

      1.2.16 Kendi İfadesinin Doğruluğu Hakkında Şüphe Etme

Tanığın verdiği ifadenin bir bölümünün garip, inanılmaz gibi gelmesi nedeniyle kendisinin olayın doğruluğu hakkında şüpheye düşmesi olarak tanımlanır.

Yaşadığı cinsel saldırı olayını anlatan mağdur çocuk, ifadesinin bazı bölümlerinin tuhaf ve imkânsız gibi görülebileceğini ya da kendisinin de bu olaylara şüpheyle yaklaştığını;  “bu biraz imkânsız gibi görülebilir, fakat…”,  “sanırım maviydi, fakat çok da emin değilim,  yeşil de olabilir”, “yanılmıyorsam …”, sanıyorum ki…” gibi ifadelerle ima edebilir.

Aşağıdaki altı çizili yerler mağdurun kendi ifadesinin doğruluğu hakkında şüphe etmesine

örnek olarak gösterilebilir.

Örnek (1) Psikolog: Bu onun hoşuna gidiyordu demek… Tamam.  Çocuk: Sanırım hoşuna gidiyordu.

Örnek (2) Psikolog: Ha tamam. Hangi gün olduğunu hatırlıyor musun?  Çocuk: Pazartesi ya da Salı.

Örnek (3) Psikolog: Gerisini hatırlamıyorsun… Fakat sen giyinik miydin?  Çocuk: Sanırım evet.

      1.2.17 Kendini Suçlama

Mağdurun kendi eylem ve eylemsizlikleriyle olayın gidişatına katkı sağladığı yönünde kendini suçlamasıdır. Bu şekilde kendini suçlayarak, mesela “Bu benim suçum, onunla çıkmamalıydım” şeklinde kurduğu bir cümle, onun ifadesinin güvenirliğini kuvvetlendirir. Bunun tam aksine, uydurulmuş hikayelerde “çocuk daha ziyade saldırganı suçlar ve kendini hiçbir şekilde sorumlu veya suçlu görmez.”

Örneğin; bir ifadede mağdurun, “Ben bunu hak etmiştim zaten!”, “Onu evime davet ederek aptallık yaptım” veya “Ona kapıyı açmamalıydım” gibi cümleler kurması bu ölçüte işaret eder.

      1.2.18 Saldırganı Maruz Görme

Saldırgan daha ziyade baba, amca gibi bir yakın olduğunda bu ölçüt ortaya çıkar. Lapointe bu bağlamda ensestin etkisinden bahseder ve şu şekilde devam eder: “Mağdur çocuk cinsel istismarın sona ermesini ister fakat bu durum, onun babasını sevmesine engel değildir. Ayrıca, kendinin ciddiye alınması için başından geçen kötü olayların tüm detaylarını anlatır fakat babasını tam anlamıyla karalamaya çalışmaz” (Lapointe, 1993: 402). Mesela gerçek bir ifadede mağdur: “Belki de bunu bana isteyerek yapmadı” gibi bir cümle kurabilir. Bu şekilde mağdur, “saldırganı affetmeye ya da yaptıklarını mazur görmeye çalışır” (Haesevoets, 2000: 194).

Aşağıdaki altı çizili yerler mağdurun saldırganı maruz görmesine veya affetmesine örnek olarak gösterilebilir.

Örnek (1) Psikolog: Tamam… Babanı tekrar görmek ister misin? Çocuk: Evet, biraz, fakat… Evet, bana kötü bir şey yapmayacaksa onu görmek isterim. Onu görmeye gitmek isterim fakat gidemem çünkü üvey babam oraya gitmemi istemiyor. Çünkü gidersem bana kötülük yapabilir.

Örnek (2) Psikolog: Baban evden uzaklaştı değil mi? Çocuk: Evet. Tedavi olmaya gitti, bu problemden kurtulmak için.  Psikolog: Gitmesi hakkında ne düşünüyorsun? Çocuk: Gitmesi beni biraz üzdü. Ben babamı çok seviyorum. Gitmesi iyi olmadı. Geri dönmesini isterim fakat tedavi olması için gitmesi gerektiğini biliyorum. Bu yüzden artık üzülmüyorum.

Örnek (3) Psikolog: Fakat yine de sana bunu yapmaya hakkı olmadığını bilmesi lazımdı. Bence, buna hakkı olmadığını polisin ona söylemesi lazım. Çocuk: Onun hapse girmesini istemiyorum. Bu olayın dışında çok iyidir.

      1.2.19 Suça Dair Spesifik Karakteristikler

İfade edilen detayların mağdur tarafından bilinmeyen bir şekilde kriminolojik ve viktimolojik açıdan suçun genel özellikleri ile örtüşmesidir.

Örnek 1’de görüldüğü gibi, saldırganın eylemlerini bir oyun ya da duygusal bir yaklaşma şeklinde gizlemeye çalışması bu ölçüte işaret etmektedir:

Örnek (1) Psikolog: Elini senin iç çamaşırına soktu… Uyumaya gitmeni söylemek için mi bunu yaptı? Çocuk: Hayır. Psikolog: Niçin peki? Çocuk: Beni sevdiğini söylemek için.

Örnek 2’de de, saldırganın çocuğu zorlayarak, başından geçenleri anlatmamasını istemesi de bu ölçütün spesifik durumlarından biridir

Örnek (2) Psikolog — Şimdi… Sen diyorsun ki baban sana kötü şeyler yaptı. Nedir bu kötü şeyler mesela? Çocuk — Yani şimdi… Ben diyorum ki… Babam bana şeyini gösterdi. Bir de… Anneme söylersem bana kızacağını söyledi.

2. SUÇ MAĞDURU ÇOCUKLARIN İFADELERİNİN ALINMASINDA UYULMASI GEREKEN USUL VE KURALLARDAN, YETİŞKİNLERİN İFADE ALINMASINDA YARARLANILABİLMESİ

      2.1 İfade nedir: Tanım, Terminoloji Ve Tarihçe

“İfade” terimi Arapça kökenli olup anlatım, deyiş, söyleyiş ve bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü olarak tanımlanmıştır (Eren, Gözaydın, & Tekin, 1988).

CMK 147. maddesi hükmü uyarınca şüpheli veya sanığa, kendisine yüklenen suçun anlatılıp, susma ve müdafiden yararlanma hakkı ile şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteme hakkı hatırlatılarak ve eldeki bilgi veya bulgulardan yararlanılarak, suç işlediği şüphesi altında bulunan kişilerin C. savcısı tarafından dinlenmesine ve söylediklerinin tutanağa geçirilmesine ifade alma denir. (CMK.147-148).

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın “Tanımlar” başlıklı, 2.maddesinin g bendinde ifade alma, “şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi” şeklinde tanımlanırken; aynı maddenin h bendinde sorgu, “şüpheli veya sanığın hakim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi” şeklinde tanımlanmaktadır.

“İfade ve Sorgu Usulü” başlıklı, madde 147. de ise şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde uyulması gereken hususlara değinilmiştir.

“Mağdur ile Şikayetçinin Dinlenmesi” başlıklı madde 236 1 inci maddede “Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.” diyerek mağdurun tanık olarak dinlenmesi üzerinde durulmuştur.

    2.2 Suç Mağduru Çocukların İfadelerinin Alınmasında Uyulması Gereken Usul ve Kurallar

Mahkemede özellikle çocuğa yönelik cinsel istismar davalarında tanık olarak dinlenen çocukların sayısı her geçen gün artmaktadır. Özellikle de başka fiziksel delil bulunmayan hallerde; tanık ve mağdur ifadeleri bu davalarda tek delildir. Söz konusu çocukların mahkeme salonunu ilk kez görmeleri, oradaki koşullardan etkilenmeleri ve daha pek çok nedenle çok sağlıklı ifade veremedikleri bilimsel çalışmalarla tespit edilmiştir (Arntzen, 1989). Mahkeme salonunun koşulları, hakim, savcı ve avukatların varlığı özellikle de sanıkların mahkeme salonunda bulunması tanık çocukların ifadelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Böyle durumlarda ifadelerin önemi daha da ortaya çıkmaktadır.

Kendilerine karşı işlenmiş suçun sonucu olarak herhangi bir zarara maruz kalan çocuklara mağdur çocuk denir. Bir suça maruz kalan çocuk, o suçun doğrudan mağdurudur. Çocuk bazen bir suçtan dolaylı olarak mağdur olabilir. Şiddet suçunun tanıkları olan çocukların, bu eylemin mağdurları kadar ciddi bir travma yaşadıkları bilinmektedir. Bu nedenle, şiddet suçlarının soruşturulması ve kovuşturulmasında; olayın mağduru veya tanığı olan çocukların yaşadıkları örselenmenin dikkate alınması çocuğun korunması bakımından çok önemlidir.

Çocuk ifadelerinin geçerliliği ile ilgilen bir taraf, iddiaların ne kadar garip olduğuna ya da hangi imalı veya zorlayıcı teknikler kullanılarak bilgi temin edildiğine bakılmaksızın, çocuğun sosyal çalışmacıya söylediği her şeyin doğru olduğunu kabul eder. Bu ifadenin doğruluğunun kabul edilmesinde çocuğun içinde bulunduğu mağduriyetin detaylarını anlatmasının zor olması etkilidir. Bu detayların ortaya çıkması için yol gösterici/rehberlik edici sorular sorulmalı, hayali oyunlar oynanmalı, sözsüz diğer teknikler kullanılmalı ve daha birçok yönlendirilmiş betimlemeler kullanılarak bu bilgiler temin edilmelidir. Böyle teknikler kullanılarak çalışıldığında çocuk eninde sonunda maruz kaldığı istismarların detayları hakkında bilgi verecektir ve bu durumda çocuğa tamamen güvenilmelidir. Çünkü çocuk kendi mağduriyeti hakkında yanlış sözel ifade bildiremez (Ceci & Bruck, 1995).

Sonuç olarak, çocukların cinsel istismarı konusu hayati öneme sahiptir ve suçun mutlaka ortaya çıkarılarak saldırganların cezalandırılması gerekir. Bu tür olayların büyük çoğunluğunda mağdur üzerinde cinsel saldırıya dair fiziksel deliller bulunmadığı için elde kalan tek veri mağdurun ifadesi olduğundan, bu ifadeler çok değerlidir ve mutlaka uzmanlar tarafından analiz edilerek geçerliği değerlendirilmelidir.

Gross’a göre, çocuklar aynı yetişkinler gibi hata yapabilirler. Ancak çocuklar, önyargıdan kurtulma, hatalı yorumlar, duygular, zehirlenme gibi bazı hususlar söz konusu olduğunda bile geçerli ifade verebilirler (Whipple,1911).

 

      2.3 Ceza Muhakemesi Kanunu 236 ıncı Maddesine Göre Değerlendirilmesi

Türkiye’de 04/12/2004 tarihinde kabul edilen ve 1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 236. maddesi Mağdur ile şikâyetçinin dinlenme şekli detaylı olarak düzenlenmiştir.

Madde 236:

(1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.

(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. Burada anlatıldığı üzere işlenen suçun etkisiyle gerek psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk gerekse yetişkin mağdur olsun ikisinde de herhangi bir psikolojik bozukluk saptanmışsa ikisi de bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir.

(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.)

Buradan anlatıldığı üzere mağdur çocukların işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş ise (travmaya maruz kalma, içine kapanıklık hali, kendisini tam ifade edememe vb gibi) bu mağdur çocukların tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulacağı gibi yetişkin mağdurların da işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş ise bunların da tanık olarak dinlenmesinde psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulabilir.

(4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.)  Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır. Buradan anlatıldığı gibi eğer cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen suç mağduru çocuk veya yetişkin mağdurların (kırılgan grupların) ifade ve beyanları özel ortamlarda uzmanlar aracılığı ile alınır.

Kırılgan gruplar kanunlaşması uzun süre beklenen Mağdur Hakları Kanun Tasarısı’nın tanımlar başlıklı ikinci maddesinde şu şekilde tanımlanmaktaydı: “Cinsel suç, aile içi şiddet, terör, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçu mağdurları ile çocuk, kadın, yaşlı ve engelli mağdurlar.”13 Mağdur Hakları Kanun Tasarısı’nın kanunlaşması beklenirken, konunun kanun yerine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmesi yoluna gidilmiş ve 10.06.2020 tarihinde 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmıştır. Kararnamede kırılgan grup: “Adli destek görevlileri tarafından yapılan bireysel değerlendirme sonucunda suçtan daha fazla etkilendiği ve korunması gerektiği tespit edilen mağdurlar ile adli sisteme dâhil olan çocuklar” şeklinde tanımlanmıştır.

Bu maddede özel ortamlardan anlatılmak istenen Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı 01.04.2021 tarihinde yayınlanan 176 No’lu Genelge’de Adli Görüşme Odaları (AGO) dur ve bu madde Adli Görüşme Odalarını gerekli kılınmış olup, açıkla kullanımına işaret edilmiştir.

Bu düzenlemeyle, mağdur veya suçun niteliği bakımından bir ayrıma gidilmemiş, başta çocuk,

kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar olmak üzere işlenen suçun etkisi altında olan tüm kırılgan grup suç mağdurları için AGO kullanımı mümkün hale getirilmiştir. AGO'nun sadece mağdur çocuk ifadelerinde değil, şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmemesi ya da beyanının özel ortamda alınması gerektiği değerlendirilen diğer suç mağdurlarının ifadelerinin alınmasında da kullanılması uygun görülmüştür.

Aynı zamanda, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında fail ile mağdurun yüz yüze gelmemesi ya da mağdurun beyanının özel ortamda alınması gerektiği değerlendirilen her vakada, mağdur beyanının Adli Görüşme Odaları kullanılarak alınması zorunlu kılınmıştır.

Yine bu genelge de AGO'nun sadece çocuk ifadelerinde değil, şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmemesi ya da ifadesinin özel ortamda alınması gerektiği değerlendirilen diğer suç mağdurlarının ifadelerinin alınmasında da kullanılmasına değinilmiştir.

Adli Görüşme Odalarında mağdur çocuklar öncelikli olmak üzere tanık ve suça sürüklenen çocuklar, cinsel suç, aile içi şiddet mağdurları, yaşlılar, engelliler, mülteciler, insan ticareti mağduru, terör suçları mağduru vb gibi mağdurlarının ifadelerinin alınmasında kullanılmaktadır.

(5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanunu’nun 103üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.

Burada öncelikle Türk Ceza Kanunu’nun 103üncü maddesinin ikinci fıkrasının ne olduğunu bilmemiz gerekir. Türk Ceza Kanunu’nun 103üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz denilmektedir. Bu suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki ifadeleri bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde ve Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Burada hizmet veren merkezler ile anlatılmak istenen Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı 01.04.2021 tarihinde yayınlanan 176 No’lu Genelge’de Çocuk İzleme Merkezleri (ÇİM) dir. Çocuk İzleme Merkezleri’nin temel amacı mağdur ifadesinin uzman eşliğinde rahat bir ortamda alınması, mağdur ile failin karşı karşıya getirilmeyerek mağdurun ikincil örselenmesinin önüne geçilmesi ve sağlıklı bir beyan delili elde edilebilmesidir.

ÇİM’lerde sadece mağdur olan çocukların ifadeleri alınmakta olup, yetişkinler bundan yararlanamamaktadır. Yetişkinler için AGO’lardan yararlanılmaktadır. Çünkü ÇİM’ler sadece mağdur çocuklara hizmet etmektedir. Bu nedenle yetişkin mağdurların ifadelerinin alınmalarında ÇİM’lerden yararlanılamamaktadır.

Ayrıca mağdur olan çocuğun ifadesinin alınmasında uzman aracığı ile (Sosyal Hizmet Uzmanı) aracılığı ile alınmakta ve yine yetişkinlerde böyle bir uygulama görülmemektedir. Ancak yetişkin kişi kırılgan gruplarda ise (kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) o zaman ifadelerinin alınmalarında bir uzman aracılığı ile mümkün olabilir.

Soruşturma evresinde mağdur çocuğun ifadeleri ve görüntüleri kayda alınmasından bahsedilmiştir. Yetişkinler de bu mümkün olabilir. Eğer yetişkin kişi kırılgan gruplarda ise (kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) bu yetişkin kişinin ifadeleri ve görüntüleri alınarak, aynı suça sürüklenen çocuk mağdurlarda da olduğu gibi dava dosyasında saklanıp, kimseye verilmeyerek gizliliği için gerekli tedbirler alınabilir.

Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Fakat ÇİM’lerde yetişkin mağdurlar olmadığı için böyle bir uygulama görülmemektedir. Bu uygulama yetişkin kişiler açısından ancak kişi kırılgan gruplarda (kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) ise o zaman mümkün olabilir. Mağdur veya suçun niteliği bakımından bir ayrıma gidilmeyip, başta çocuk, kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar olmak üzere işlenen suçun etkisi altında olan tüm kırılgan grup suç mağdurları için ÇİM’ler yerine daha çok AGO (Adli Görüşme Odaları) kullanılmaktadır.

Adli görüşme odalarının bir diğer faydası, çocuk izlem merkezlerinin aksine hem kovuşturma evresinde hem de hangi suçun mağduru olduğuna bakılmaksızın yetişkin mağdurlar bakımından kullanılmalarının mümkün olmasıdır.

Sonuç olarak çocukların cinsel istismarı suçunun nitelikli şeklinin mağduru olduğu iddia edilen çocuk, maddi gerçeğin ortaya çıkması için zorunlu olsa dahi duruşmaya çıkmayacak, her durumda çocuk izlem merkezi (ÇİM) aracılığıyla dinlenecektir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, yargılama yapılan yerde çocuk izlem merkezinin bulunmaması olasılığını da düşünen kanun koyucu, çocuğun en yakın merkeze götürülmesini zorunlu kılan düzenlemeyle söz konusu usulün her şekilde uygulanmasını teminat altına almıştır.

Çocuk İzlem Merkezleri ve Adli Görüşme Odaları arasındaki farklara baktığımızda:

    Adli Görüşme Odaları: Çocuklar öncelikli olmak üzere tüm kırılgan grupları kapsar. Bir sebeple adli sistem içerisine giren tüm çocuklar ile diğer kırılgan gruba dahil mağdurlara hizmet verir. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ve hatta hukuk mahkemeleri tarafından da kullanılabilir.

    Çocuk İzleme Merkezleri: Sadece çocuklara yöneliktir. Soruşturma aşamasında mağdurun çocuğun ifadesinde kullanılır.

    Görüldüğü üzere mağdur çocukların ifadelerinin alınmasında hem Adli Görüşme Odaları hem de Çocuk İzleme Merkezlerinden yararlanılırken, yetişkin kırılgan mağdur grupların (kadın, zihinsel engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) sadece adli görüşme odalarından yararlanılmakta ve ÇİM’lerden yararlanılamamaktadır.

(6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.)  Türk Ceza Kanunu’nun 102’nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır.

    Burada öncelikle Türk Ceza Kanunu’nun 102 inci maddesinin ikinci fıkrasının ne olduğunu bilmemiz gerekir. Türk Ceza Kanunu’nun 102 inci maddesinin ikinci fıkrasında; Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır denilmektedir.

    Burada suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır denilmekte ve beşinci maddeye atıfta bulunduğu için beşinci madde ile altıncı maddeyi bir arada değerlendirmek daha doğru olacaktır.

    Yukarıda açıklandığı üzere, çocukların cinsel istismarı suçunda soruşturma evresinde mağdur çocuğun beyanı, çocuk izlem merkezinde alınmaktadır. Burada çocuk, bir uzman tarafından dinlenmekte, Cumhuriyet savcısı ve çocuğun avukatı ise, aynalı odada yapılan görüşmeyi izlemekte ve görüşme kayıt altına alınmaktadır. Bu noktada önemli olan, çocuğun duruşmada beyanına başvurulması veya çocuğa soru sorulması gerektiğinde nasıl bir yol izleneceğidir. Altıncı fıkrada cinsel saldırı suçunun mağdurunun beyanının video kaydına alınması, kişinin reşit olması nedeniyle rızasına bağlanmıştır. Buna karşın kanun koyucu, çocuğun üstün menfaatinin mümkünse tek bir kez dinlenmesinde olduğunu varsayarak, çocuklarda söz konusu kaydı zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk yetişkinlerde de olabilir. Zira yetişkin mağdurlar kırılgan gruplar içindeyse (kadın, zihinsel engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) yetişkinlerde de rıza şartı aranmayabilir. Yani mağdur çocuklar ile duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin tanıklığında kayıt alınması zorunludur. (CMK m.52).

Bu noktada, yetişkin mağdur beyanının kayda alınmasına rıza göstermezse, sürecin ne şekilde işleyeceği sorusu akla gelebilir. Bu durumda mağdur, duruşmaya bizzat giderek veya adli görüşme odasından duruşmaya katılarak beyanda bulunmadığı takdirde, beyanın hükme esas alınması mümkün olmayacaktır.

(7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır.

(8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir. 

3. SONUÇ

Sonuç olarak suç mağduru çocukların ifadelerinin alınmasında uyulması gereken usul ve kurallardan, yetişkinlerin ifade alınmasında yararlanılabilmesi mümkündür. Zira işlenen suçun etkisi ile gerek psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk gerekse yetişkin mağdur olsun ikisinde de herhangi bir psikolojik bozukluk saptanmışsa ikisi de bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. 

Mağdur çocukların işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş ise (travmaya maruz kalma, içine kapanıklık hali, kendisini tam ifade edememe vb gibi) bu çocukların tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulacağı gibi yetişkin mağdurların da işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş ise bunların da tanık olarak dinlenmesinde psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulabilir.

Cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen suç mağduru çocuk veya yetişkin mağdurların (kırılgan grupların) ifade ve beyanları özel ortamlarda uzmanlar (Sosyal Hizmet Uzmanları) aracılığı ile alınır.

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı 01.04.2021 tarihinde yayınlanan 176 No’lu Genelge’sinde yapılan düzenlemeyle, mağdur veya suçun niteliği bakımından bir ayrıma gidilmemiş, başta çocuk, kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar olmak üzere işlenen suçun etkisi altında olan tüm kırılgan grup suç mağdurları için Adli Görüşme Odaları’nın (AGO) kullanımı mümkün hale getirilmiş olmakla birlikte Adli Görüşme Odaları’nın sadece mağdur çocuk ifadelerinde değil, şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmemesi ya da beyanının özel ortamda alınması gerektiği değerlendirilen diğer suç mağdurlarının ifadelerinin alınmasında da kullanılması uygun görülmüştür. Bu anlamda Adli Görüşme Odalarında mağdur çocuklar öncelikli olmak üzere tanık ve suça sürüklenen çocuklar, cinsel suç, aile içi şiddet mağdurları, yaşlılar, engelliler, mülteciler, insan ticareti mağduru, terör suçları mağduru vb gibi mağdurlarının ifadelerinin alınmasında kullanılmaktadır.

ÇİM’lerde sadece mağdur olan çocukların ifadeleri alınmakta olup, yetişkinler bundan yararlanamamaktadır. Yetişkinler için AGO’lardan yararlanılmaktadır. Çünkü ÇİM’ler sadece mağdur çocuklara hizmet etmektedir. Bu nedenle yetişkin mağdurların ifadelerinin alınmalarında ÇİM’lerden yararlanılamamaktadır.

Mağdur olan çocuğun ifadesinin alınmasında uzman aracığı ile (Sosyal Hizmet Uzmanı) aracılığı ile alınmakta ve yine yetişkinlerde böyle bir uygulama görülmemektedir. Ancak yetişkin kişi kırılgan gruplarda ise (kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) o zaman ifadelerinin alınmalarında bir uzman aracılığı ile mümkün olabilir.

Soruşturma evresinde mağdur çocuğun ifadeleri ve görüntüleri kayda alınmasından bahsedilmiştir. Yetişkinler de bu mümkün olabilir. Eğer yetişkin kişi kırılgan gruplarda ise (kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) bu yetişkin kişinin ifadeleri ve görüntüleri alınarak, aynı suça sürüklenen çocuk mağdurlarda da olduğu gibi dava dosyasında saklanıp, kimseye verilmeyerek gizliliği için gerekli tedbirler alınabilir.

Altıncı fıkrada cinsel saldırı suçunun mağdurunun beyanının video kaydına alınması, kişinin reşit olması nedeniyle rızasına bağlanmıştır. Buna karşın kanun koyucu, çocuğun üstün menfaatinin mümkünse tek bir kez dinlenmesinde olduğunu varsayarak, çocuklarda söz konusu kaydı zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk yetişkinlerde de olabilir. Zira yetişkin mağdurlar kırılgan gruplar içindeyse (kadın, zihinsel engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) yetişkinlerde de rıza şartı aranmayabilir. Ayrıca mağdur çocuklar ile duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin tanıklığında kayıt alınması zorunludur. (CMK m.52).

4. KAYNAKLAR


ADMHDB, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Adli Görüşme Odaları Genelgesi (Genelge No. 176). Erişim 23 Kasım 2021. https://magdur.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/142021084114176noluAGOgenelge.pdf

Adli Destek Ve Mağdur Hizmetleri Yönetmeliği (T.C. Resmi Gazete, 30 Nisan 2021, sayı: 31470)

CMK, Ceza Muhakemesi Kanunu (Kanun No. 5271). Resmî Gazete 25673 (17 Aralık 2004). Erişim 20 Kasım 2021https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5271.pdf 

 

CMK, Ceza Muhakemesi Kanunu (Kanun No. 5271). Resmî Gazete 25673 (17 Aralık 2004).

ÇÇK, Çocuk Koruma Kanunu (Kanun No. 5395). Resmî Gazete 25876 (15 Temmuz 2005). Erişim 21 Kasım 2021. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5395.pdf

Çelik, D. (2014). “Çocukluk Çağı Cinsel İstismar Olgularında Mağdur İfadesinin Delil Niteliği Ve İfade Geçerlilik Analizi”. Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Eren, H., Gözaydın, N., & Tekin, T. (1988). Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basım Evi.

Ergönül İ. (2012). “Çocuk İfadelerinin Değerlendirilmesi: Kriter Bazlı İfade Analizi”. Yüksek

Eyüpoğlu, A. (Kasım 2012) “Cinsel İstismar Mağduru Çocuk İfadelerinin Ölçüt Bazlı İçerik Analizi”. Güvenlik Bilimleri Dergisi, 1(1): 3-16.

Köhnken, G. (2005). Statement Validity Analysis and the "Detection of Truth". G. Köhnken içinde, The Detection of Deception in Forensic Context (s. 41 - 63). Cambrige University Press.

 

Köhnken, G. (2012, 7 6). Special Workshop on Statement Validity Assessment. 22. Uluslararası Adli Tıp Akademisi Kongresi. İstanbul.

 

SMDDCK, Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname No. 63). Resmî Gazete 31151 (10 Haziran 2020). Erişim 23 Kasım 2021. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/19.5.63.pdf

TCK, Türk Ceza Kanunu (Kanun No. 5237). Resmî Gazete 25611 (11 Aralık 2004). Erişim 21 Kasım 2021. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237.pdf

Vrij, A. (2005). Criteria Based Content Analysis A Quality Review of the First 37 Studies. Psychology, Public Policy and Law 11 (1), 3 - 41.

Vrij, A. (2008). A. Vrij içinde, Detecting Lies and Deceit: Pitfalls and Oppotunities (s. 201-261). West Sussex.

Yenisey, Feridun vd. Suça Sürüklenen Çocuklara Hukuki Yardım Eğitimci El Kitabı. İstanbul: Türkiye Barolar Birliği, 2010.