1. GİRİŞ
1.1 KRİTER BAZLI İFADE ANALİZİ NEDİR?
Kriter Bazlı İfade
Analizi, İfade Geçerlilik Analizini’nin en önemli kısmı olup Undeutsch hipotezi doğrultusunda ifade içeriğinde 19
kriterin bazılarının veya hepsinin varlığı
esasına dayanarak ifade güvenilirliğini tespit etmekte kullanılan bir yöntemdir. Bu
kriterler, mantıksal yapı, yapılandırılmamış ürün, detayların niceliği gibi
genel karakteristikler, bağlamsal
çatı, etkileşim tanımı,
karşılıklı diyalogların alıntılanması, olaya ilişkin
beklenmedik komplikasyonların aktarımı, alışılmadık detaylar, gereğinden fazla
detaylar, doğru aktarılmış fakat
yanlış yorumlanmış detaylar, ilintili dışsal bağlantılar, kendi ruh haline
ilişkin atıflar, saldırganın ruh haline ilişkin atıflar, kendiliğinden yapılan
düzeltmeler, hafıza eksikliğinin kabul edilmesi, kendi ifadesinin doğruluğu
hakkında şüphe etme, kendini suçlama, saldırganı maruz görme ve Suça Dair
Spesifik Karakteristikler (Quandte, 2009;
Vrij, 2005; Sternberg, Lamb, Orbach, Esplin,
& Mitchell, 2001).
Kriter
Bazlı İfade Analizinin uygulanmasından önce görüşmenin birbiri ile ilişkili
bütün bölümleri seçilmelidir. Doğru ifade ile oluşturulmuş ifade arasındaki
farkı ayrıt eden her içerik anlamlı kabul edilir. Seçici ayrım yapılmadan
uygulanan kriter bazlı ifade analizi çok anlamsız sonuçlar elde edilmesine
neden olabilir. Bu, analizin yapılmasından önce uygun hipotezin
oluşturulmasının önemini tekrar vurgular (Köhnken,2005).
Kriter
Bazlı İfade Analizi’nin uygulanmasında önce, elde edilen bilgilerin ve tanığın
kişilik özellikleri ile bilişsel kapasitesinin yeniden değerlendirilmesi
gerekmektedir. Tanıkla ilgili herhangi bir psikolojik rahatsızlık göstergesi
fark edilip edilmediği, fark edildiyse hangi çeşit bir rahatsızlık fark
edildiği önemlidir. Tanık üzerinde etkisi olabilecek herhangi bir yönlendirme
olup olmadığına bakılmalıdır. Tanığın daha önce verilen ifade metinlere ulaşma
yetkisine sahip olup olmadığı önemlidir. Çünkü böyle bir yetkiye sahipse, tutarlılık
analizi geçerli bilgi sağlamayabilir. Görüşmenin hangi kısımları oluşturulan
hipotezle bağlantılı olduğuna bakılmalı ve sadece ilgili kısımlar
değerlendirmede kullanılmalıdır. Hipotezle bağlantılı olan kısımlar Kriter
Bazlı İfade Analizi için yeterli düzeyde değilse herhangi bir analiz yapılamaz.
Sorgulanan olayı etkileyebilecek herhangi bir bilişsel yetersizlik fark edildi
mi? Sorgulanan olayı etkileyebilecek herhangi bir kişilik bozukluğu gözlendi
mi? Stres, uzun bekleme aralarından kaynaklan hatalı bildirimler, hafıza
çarpıtmaları oldu mu? Ya da kısıtlı sözel yetiler yüzünden bilişsel
yetersizlikler gözlendi mi? Bunlar da analizi uygulamadan önce
cevaplandırılması gereken diğer sorulardır (Köhnken,2012).
Mağdur
olduğu iddia edilen kurbanların ifadeleri sesli kaydedilir ve yazıya dökülür.
Bu yazıya dökülen ifadeler, ifade geçerlilik analizinin 3. kısmı olan Kriter
Bazlı İfade Analizi’nde kullanılır. Analiz sırasında yazıya dökülen ifadelerin
kullanılması görüşmeyi yapan kişinin ifadenin doğruluğunu değerlendirirken
mağdurun sözel olmayan davranışlarını dikkate almasını engeller. Bazı
araştırmacılar (Landry & Brigham, 1992) bunu bir dezavantajlı bir durum
olduğuna inansa da çoğu kriter bazlı ifade analizi uzmanı, sözel olmayan
ifadelerin değerlendiricinin dikkatini dağıttığını iddia eder. Ancak bazı
durumlarda videoya alınan ifadeler başka bir amaç için kullanılabilir. Örneğin,
zayıf bir görüşmenin olduğu ve görüşmecinin önyargıyla yaklaştığı durumlarda,
yapılan kayıt bunu tespit edilmesini sağlayabilir. Ses kayıtlar ve video
kayıtları ayrı ayrı kullanışlı olsa da Kriter Bazlı İfade Analizi sadece yazıya
dökülmüş kopya üzerinden yapılmalıdır (Vrij,2008).
Kriter Bazlı İfade Analizi, gerçekte yaşanmış olan olaylar, üretilmiş olan olaylarla kıyaslandığında içerik bakımından daha kalitelidir hipotezine dayanır. Bu hipoteze göre üretilmiş ifadeler daha az detay barındırırlar, hafızadan çağırılan gerçek bir ifadeyle kıyaslanınca daha cansız ve daha renksizdirler. Kohnken (1996) bu hipotezi bilişsel ve motivasyonel parçalar olmak üzere ikiye ayırmayı teklif etmiştir. Hipotezin bilişsel kısmında, sözel ve bilişsel kabiliyetin belirli bir sevide olduğu düşünüldüğünde, yalnızca o olayı yaşayan kişi kriter bazlı ifade analizinde belirtilen kriterleri sağlayacak şekilde ifade verebilir. Örnek olarak üretilmiş bir ifade veren çocuk, sözde gerçekleştiği iddia edilen olay hakkında beklenmedik şekilde karmaşık bilgiler iletecektir. Hipotezin diğer kısmı ise motivasyona ve sosyal davranışa odaklanır. Hikaye üretmenin sonuç odaklı bir davranış olmasından dolayı, hikaye anlatan kişi sonuca ulaşmak için mümkün olduğunda dürüst algılanmak ister. Bu yüzden, kendi algısına göre “kandırma” olarak nitelendirilebilecek davranışlardan kaçınır. Örnek olarak, eğer hafızadaki kaybın kabul edilmesinin onun inanılırlığını sarsacağını düşünürse kişi bu tarz davranışlardan kaçabilir. Bu hipotezlere dayanarak gerçek yaşanmış hikayelerde olma olasılığı yüksek ancak üretilmiş hikayelerde olma olasılığı düşük başlıca özellikler tanımlanmıştır. Zaman içinde gelişme gösteren bu liste Köhnken ve Steller tarafından 19 kriter içerecek şekilde birleştirilmiş ve bugünkü halini almıştır (Köhnken,2005).
1.2 KRİTER BAZLI İFADE ANALİZİ KRİTELERİ
1.2.1 Mantıksal Yapı (İfadelerin Tutarlılığı)
Mantıksal Yapı kriterinde ifade genelinin tutarlı
olup olmadığına bakılır.
Burada sorulması gereken soru
mağdurun ifadesi boyunca kendiyle çelişip çelişmediğidir. Yani ifade içinde çelişki veya mantıksal tutarsızlıklar bulunmamasıdır.
İfadenin öğelerinin ilk bakışta inanılmaz veya garip
görülmesi ifadenin tutarsız olduğunu göstermez. Tutarsızlık, objektif olarak
birbirine çelişen ifadeler kullanılmasıdır.
Mağdurun ifadesinde cümleler birbirini çürütmemelidir ve bir cümleden diğer cümleye geçiş mantıklı olmalıdır. Örneğin, gece ortaya çıkan bir olayın içinde gündüze dair öğeler bulunmamalıdır. Aslında analist bu ölçüt için tutarlılığı değil de tutarsızlığı arar. Başka bir deyişle, ifadenin bütünü içinde ciddi tutarsızlıklar tespit etmezse, ifade tutarlıdır diye değerlendirir.
1.2.2 Yapılandırılmamış Ürün
Yapılandırılmamış ürün kriteri ifadenin içeriğindeki bölüm
sıralamalarının mantıksal yapı bozulmadan kronolojik sırayı birebir takip
etmeden düzensiz ve kopukluklarında yer aldığı bir anlatımla aktarılmasıdır.
Aslında, bu kriter
insanın sağduyusuna zıt gibi görünmektedir zira insanlarda, cümleler ne kadar
kronolojik sırada dizilirlerse o kadar gerçeğe yakındır diye bir önyargı
mevcuttur. Hâlbuki bu bir yanıltmacadır, çünkü yalan hikâye uyduranlar,
anlattıklarından emin görülmemekten korkarlar ve hep aynı şeyleri, aynı
sıralama dâhilinde söylemeye çalışırlar.
Diğer taraftan, bu ölçüt, bir ifadenin birden fazla tekrarlanması durumunda da kendini göstermektedir. Örneğin, “okuldan saat 18:30’da çıktık. Otobüse bindiğimizde saat 18:45’di. Eve geldiğimizde saat 19:30’du… » gibi cümleler, birkaç tekrarda hep aynı şekilde ve hiç değişmiyorsa, bu durum yapılandırılmamış ürün kriteri yokluğuna dair bir emare olarak değerlendirilmelidir, çünkü bu alanda yapılan çalışmalar, gerçek mağdurların çoğu zaman saat ve tarihleri tam hatırlayamadığını göstermektedir.
1.2.3 Detayların Niceliği
Bu kriter için, ifadenin ne kadar detay içerdiği
değerlendirilir. Mekânın, kişilerin, olayın
ve etraftakilerin detaylandırılması bu kapsamda incelenir. Detayların yeterince
net ve ayrıntılı olup olmadığı temel sorudur.
Sonuç olarak, bir ifade yerler, kişiler, objeler, kokular, renkler, duygular vb. hakkında ne kadar fazla detaylı bilgi içerirse, o kadar güvenilirdir.
1.2.4 Bağlamsal Çatı
Bağlamsal çatı kriteri araştırılan olayın belirli
mekanla, zaman aralığı ile suçlanan kişi ve diğer kişilerle ile olay öncesi ve sonrasındaki kişisel
ilişkiyle bağlantılı olması
demektir. Bunların da ötesinde, tanığın ifadesinde
bahsettiği davranış ile kendi davranışının da uyum içinde olması oldukça önemlidir.
Örneğin; ifadelerde olayın anlatımı esnasında spontan bir şekilde yer alan “doğum günümden 2 gün önceydi”, “yaklaşık 20-25 dakika kadar sürdü”, “ben kanepede otururken, o da televizyonun yakınındaki minderde oturuyordu.” gibi ifadelerde olay biyografik, zamansal ve mekansal olarak bir uzay-zaman örüntüsünün içerisinde ifade bulmuştur.
Aşağıdaki örneklerde altı çizili yerler bağlamsal çatı kriterinin varlığına işaret etmektedir.
Örnek (1) Çocuk: Pikniğe
gitmiştik. Ayrıca kamp yapıyorduk. Hmm. Geceydi ve çok geç
değildi. Bize ödünç dart vermişti ve dart oynuyorduk fakat dartın
oklarıyla koşmuyorduk…
Örnek (2) Psikolog: Dur
bakalım yeniden başlayalım biraz. Sen babanla mı kalıyorsun?
Çocuk: Bana bazen babam bakıyor. Bazen ama her zaman değil, sadece hafta sonları.
1.2.5 Etkileşimin Tanımı
Bu ölçüt, ifade içindeki saldırgan ve mağdurun
birbirlerine karşı reaksiyonlarıyla sözel olmayan etkileşimlerin tanımlaması
ile ilgilidir. Mağdur, “karşılıklı tavırları, cinsel ve fiziksel etkileşimleri
anlattıkça, cinsel saldırı senaryosunun gerçekten yaşanmışlığı kuvvetlenir”
(Haesevoets, 2000: 190).
Bu kriter için tarafların birbirine bağlı ve hangisi
kimin tarafından yapıldığı net bir şekilde ifade edilmiş en az iki eylem
dizisinin ifade edilmesi gerekmektedir.
Örneğin; “Arkamda dikiliyordu, bir eli ile ağzımı kapatırken diğer eliyle
pantolonumu indirmeye çalışıyordu. Onu durdurmaya çalıştım ama elimi itti ve
denemeye devam etti.” ifadesi etkileşimlerin tanımlanmasına bir örnektir.
Aşağıdaki altı çizili bölümlerde de karşılıklı etkileşimin tanımladığı örneklere yer verilmiştir.
Örnek (1) Psikolog: Bunu
yaparken sana ne söylüyordu?
Çocuk: Bana kızıyordu, bana bağırıyordu. Çünkü içki içmişti. Çok
içki. İçkisi bittiğinde gidip tekrar dolduruyordu.
Örnek (2) Psikolog: Sana
dokunuyordu demek… Anlatabilir misin biraz?
Çocuk: Evet, bana vuruyordu, kalçalarıma vuruyordu. Bana vurmasını
sevmiyorum.
Örnek (3) Çocuk: Annem dışarıdaydı, eve döndü. Uyuduktan sonra annemin sevgilisi yanıma geldi. Soyunmaya başladı. Sonra beni soydu.
1.2.6 Karşılıklı Diyalogların Alıntılanması
İki kişi arasındaki diyalogların ifade içerisinde
aktarılmasıdır. Burada diyalog içeriklerinin ve kimin neyi söylediğinin net
olması gerekir.
Örneğin; “Bana, “bu olayı birine anlatırsan, elimdeki görüntüleri internete koyarım, rezil olursun”dedi.” ifadesi diyalogların alıntılanmasına bir örnektir.
1.2.7 Olaya İlişkin Beklenmedik Komplikasyonların Aktarımı
Olayın failinin bakış açısından eylemin bölünmesine
neden olacak, beklenmedik bir durumun oluşup
oluşmadığıdır. Örneğin; “tam beni koltuğa doğru itmişti ki, kapı çaldı ve gidip
kapıyı açmak zorunda kaldı.” gibi.
Özellikle de Cinsel saldırı esnasında beklenmedik kopukluklar, yarım
bırakmalar ve komplikasyonlar bu ölçütün varlığına işarettir.
Örneğin; çocuk, olay esnasında “biri kapıya vurdu, telefon çaldı, adam yataktan düştü” (Haesevoets, 2003: 114) gibi ayrıntılardan bahsedebilir. Dolayısıyla, “beni okşamaya başladı, cep telefonu çaldı, uzun süre konuştu, sonra çıktı” gibi bir cümlenin uydurma hikâyelerin içeriğinde yer alması pek beklenmez.
1.2.8 Alışılmadık Detaylar
Düşük yüzdeli, sıklıkla karşılaşılmayan, olay sırasında kişilere, nesnelere
ve olaylara dair beklenmedik ve sürpriz şekilde gerçekleşen ancak gerçek ve
olağan dışı olmayan garip detaylardır.
Örneğin; komşusu tarafından cinsel istismara uğramış 7 yaşında bir çocuğun eylem sırasında komşusunun penisi üzerinde şemsiye açıp tutmaya zorlanması gibi.
1.2.9 Gereğinden Fazla Detaylar
Sorgulan olaya kesinlikle katkıda bulunmayan ancak
olayın geçtiği çevreye ait detaylar gereğinden fazla olarak
tanımlanır.
Örneğin; spontan bir şekilde olay esnasında odada olan masanın üzerindeki renkli çiçeklerin olduğunun ifade edilmesi, olay anındaki bir gözlemin aktarımıdır ancak olay örüntüsünü etkileyebilecek herhangi bir öneme sahip değildir.
1.2.10 Doğru Aktarılmış Fakat Yanlış Yorumlanmış Detaylar
Özellikle çocuk ifadelerinde, çocuğun sosyal ve
bilişsel gelişim düzeyine bağlı olarak önem kazanan bir kriterdir. Ne anlama
geldiği doğru yorumlanamamış detayların gözlemlerinin aktarılmasıdır.
Örneğin; ejekülasyondan bahseden bir çocuk durumu“...sonra beyaz bir sıvı geldi, çişini yaptı” şekline tariflendirdiğinde bu kriter kapsamında değerlendirilebilir.
1.2.11 İlintili Dışsal Bağlantılar
Sanıkla söz konusu olayın gerçekleşmesinden önce gerçekleştirdiği ama bir şekilde
olayla bağlantısı olan konuşmalar bu çağrışımlara örnek olabilir. Aile içi ensest
hakkındaki bir bildirimde, tanık olan kız çocuğunun saldırgan olan babası ile kendisinin diğer partnerleri
ile yaşadığı cinsel deneyimler hakkında konuşması örnek olarak verilebilir.
Ayrıca bu ölçüt, özellikle ve sadece çocuklara karşı cinsel saldırı olaylarında görülebilecek bir kriterdir. Cinsel bilgisi hiç olmayan ya da çok az olan mağdur çocuğun, başından geçen cinsel içerikli hadiseleri, olması gereken şekilde ve büyükler tarafından bilinen kelimelerle anlatabilmesi mümkün değildir. Undeutsch’a göre bu kriter “mağdur çocukların bilgileri ve anlayışlarıyla uydurmaları mümkün olmayan detaylara işaret eder. Örneğin çocuk, saldırganın bir yeri ağrıdığı için tuhaf sesler çıkardığını söyleyebilir (halbuki bu onun zevk almasından kaynaklanan bir sestir!) (Undeutsch, 1967:114).
1.2.12 Kendi Ruh Haline İlişkin Atıflar
Olay anındaki
bilişsel, fizyolojik ve duygusal süreçlerin tariflenmesi olmakla beraber iğrenme ve korku gibi duyguları ve olayla ilgili olan
bilişsel süreçlerin bildirimini içerir.
Örneğin; “çok korkmuştum, kalbim hızlı hızlı çarpıyor,
ellerim titriyordu.” söylemi hem fizyolojik hem de emosyonel deneyimlerinin
aktarımını içeren bir ifadedir.
Aşağıdaki altı çizili yerler
mağdurun kendi ruh haline ilişkin yaptığı atıflara örnek olarak gösterilebilir
Örnek (1) Psikolog: Sana
yetişkinler için filmler seyrettirdiğinde ne yapıyordun?
Çocuk: Kendimi kötü hissediyordum.
Örnek (2) Psikolog: Bu
olayı annenle konuşmak seni rahatlattı mı? Çocuk: Evet. Fakat
üzüldüm. Bir de boğazım acıdı.
Örnek (3) Psikolog: Sana bakarken bir şey diyor muydu? Çocuk: Vücudumun güzel olduğunu söylüyordu. Böyle konuşmasını hiç sevmiyordum.
1.2.13 Saldırganın Ruh Haline İlişkin
Atıflar
Saldırgana ait gözlemlenebilir eylemlerin mağdur tarafından motivasyonel ve ruhsal düzlemde yorumlanmasıdır. Örneğin, “kilit takılınca
kapıyı yumruklamaya başladı.
Çok sinirlenmişti. Adeta
gözlerinden ateşler çıkıyordu.” söylemi saldırganın kapıyı yumruklaması eyleminin
kızgınlık olarak yorumlanmasına bir örnektir.
Aşağıdaki altı çizili yerler
mağdurun saldırganın ruh haline ilişkin yaptığı atıflara örnek olarak
gösterilebilir.
Örnek (1) Psikolog:
Sinirli miydi? Çocuk: Sarhoştu.
Örnek (2) Psikolog: Tamam.
Peki, neden korkuyordun? Çocuk: Çünkü bana kötü davranıyordu.
Örnek (3) Psikolog: Neden annene söyleme diyordu sana? Çocuk: Çünkü annemle kavga etmekten korkuyor. Bunu hiç sevmiyor.
1.2.14 Kendiliğinden Yapılan Düzeltmeler
Tanığın, daha önceki tanımlarını görüşmeci
tarafından uyarılmadan
değiştirmesi veya düzeltmesidir. Eğer düzeltme soruya cevap şeklindeyse,
dilbilgisine ilişkin bir düzeltmeyse, daha önceki
içerik ile çelişkili bir durum oluşturuyorsa,
kriterin koşullarını sağlamaz.
Aşağıdaki altı çizili yerler
mağdurun kendi kendine yaptığı düzeltmelere örnek olarak gösterilebilir.
Örnek (1) Psikolog: Onun evinde… Tamam…
Hava aydınlık mıydı yoksa karanlık mıydı? Nasıldı? Çocuk: Aydınlıktı. Psikolog:
Aydınlıktı demek. Çocuk: Biraz
karanlıktı.
Örnek (2) Çocuk: Annem neredeydi bilmiyorum. Annem… Tamam… Gündüz
vaktiydi. Annem alışverişe gitmişti ya da dişçide randevusu vardı. (Çocuk
burada ilk başta annesinin nerede olduğunu bilmediğini söylerken, sonra
alışverişe ya da dişçiye gitmiş olabileceğinden söz etmektedir.)
1.2.15 Hafıza Eksikliğinin Kabul Edilmesi
İlişkinin ayrıntılarına dair ufak tefek hatırlama
güçlükleri yaşadığını beyan etmektir. Merkezi
olaya ilişkin hatırlama güçlükleri, olayın travmatik doğasından dolayı
ifadenin güvenilirliğine ilişkin daha güçlü bir gösterge olarak
kabul edilir.
Yaşadığı cinsel saldırı olayını anlatan mağdur çocuk
ifadesini sürdürürken, “bazı detayları anımsayamadığını itiraf edebilir ki bu
onun ifadesinin gerçekliğini kuvvetlendiren bir unsurdur” (Haesevoets, 2000:
193).
Gerçekten de, uydurulmuş ifadelerde (sözde) mağdurun,
neler olduğunu anımsamadığını ya da başına ne geldiğini bilmediğini söylemesi
pek sık görülen bir hadise değildir, zira uydurduğu ifadenin daha gerçekçi
görünmesi için her ayrıntıyı hatırladığını özellikle göstermek ister.
Aşağıdaki altı çizili yerler
mağdurun ifadelerinde bu kriterin varlığına örnek olarak gösterilebilir.
Örnek (1) Çocuk: Başka
hiçbir şey hatırlamıyorum. Başkaca bir şey hatırlamıyorum. Bir de… Bir
defasında pizza almaya gitmişti, 9 parçalı pizza. Uslu durmamız için aldı. Bize
verdi. Uslu durduk.
Örnek (2) Psikolog:
Eskiciye nereye gittiğinizi hatırlıyor musun? Çocuk: Yeri hatırlıyorum ama eskicinin bulunduğu sokağın
ismini hatırlayamıyorum.
Örnek (3) Çocuk: Sonra… İkinci defa… Sanırım böyle… Filmden sonraydı. Önce mi sonra mı? İkinci defayı hatırlamıyorum.
1.2.16 Kendi İfadesinin Doğruluğu
Hakkında Şüphe Etme
Tanığın verdiği ifadenin
bir bölümünün garip, inanılmaz
gibi gelmesi nedeniyle kendisinin olayın doğruluğu hakkında şüpheye
düşmesi olarak tanımlanır.
Yaşadığı cinsel saldırı olayını anlatan mağdur çocuk,
ifadesinin bazı bölümlerinin tuhaf ve imkânsız gibi görülebileceğini ya da
kendisinin de bu olaylara şüpheyle yaklaştığını; “bu biraz imkânsız gibi görülebilir, fakat…”, “sanırım maviydi, fakat çok da emin
değilim, yeşil de olabilir”,
“yanılmıyorsam …”, sanıyorum ki…” gibi ifadelerle ima edebilir.
Aşağıdaki altı çizili yerler mağdurun kendi
ifadesinin doğruluğu hakkında şüphe etmesine
örnek olarak gösterilebilir.
Örnek (1) Psikolog: Bu onun hoşuna
gidiyordu demek… Tamam. Çocuk: Sanırım
hoşuna gidiyordu.
Örnek (2) Psikolog: Ha tamam. Hangi
gün olduğunu hatırlıyor musun? Çocuk: Pazartesi
ya da Salı.
Örnek (3) Psikolog: Gerisini hatırlamıyorsun… Fakat sen giyinik miydin? Çocuk: Sanırım evet.
1.2.17 Kendini Suçlama
Mağdurun kendi eylem
ve eylemsizlikleriyle olayın
gidişatına katkı sağladığı yönünde kendini suçlamasıdır. Bu şekilde kendini
suçlayarak, mesela “Bu benim suçum, onunla çıkmamalıydım” şeklinde kurduğu bir
cümle, onun ifadesinin güvenirliğini kuvvetlendirir. Bunun tam aksine,
uydurulmuş hikayelerde “çocuk daha ziyade saldırganı suçlar ve kendini hiçbir
şekilde sorumlu veya suçlu görmez.”
Örneğin; bir ifadede mağdurun, “Ben bunu hak etmiştim zaten!”, “Onu evime davet ederek aptallık yaptım” veya “Ona kapıyı açmamalıydım” gibi cümleler kurması bu ölçüte işaret eder.
1.2.18 Saldırganı Maruz Görme
Saldırgan daha ziyade baba, amca gibi bir yakın
olduğunda bu ölçüt ortaya çıkar. Lapointe bu bağlamda ensestin etkisinden
bahseder ve şu şekilde devam eder: “Mağdur çocuk cinsel istismarın sona ermesini
ister fakat bu durum, onun babasını sevmesine engel değildir. Ayrıca, kendinin
ciddiye alınması için başından geçen kötü olayların tüm detaylarını anlatır
fakat babasını tam anlamıyla karalamaya çalışmaz” (Lapointe, 1993: 402). Mesela
gerçek bir ifadede mağdur: “Belki de bunu bana isteyerek yapmadı” gibi bir
cümle kurabilir. Bu şekilde mağdur, “saldırganı affetmeye ya da yaptıklarını
mazur görmeye çalışır” (Haesevoets, 2000: 194).
Aşağıdaki altı çizili yerler
mağdurun saldırganı maruz görmesine veya affetmesine örnek olarak
gösterilebilir.
Örnek (1) Psikolog: Tamam…
Babanı tekrar görmek ister misin? Çocuk:
Evet, biraz, fakat… Evet, bana kötü bir şey yapmayacaksa onu görmek isterim.
Onu görmeye gitmek isterim fakat gidemem çünkü üvey babam oraya gitmemi
istemiyor. Çünkü gidersem bana kötülük yapabilir.
Örnek (2) Psikolog: Baban
evden uzaklaştı değil mi? Çocuk:
Evet. Tedavi olmaya gitti, bu problemden kurtulmak için. Psikolog:
Gitmesi hakkında ne düşünüyorsun? Çocuk:
Gitmesi beni biraz üzdü. Ben babamı çok seviyorum. Gitmesi iyi olmadı. Geri
dönmesini isterim fakat tedavi olması için gitmesi gerektiğini biliyorum. Bu
yüzden artık üzülmüyorum.
Örnek (3) Psikolog: Fakat yine de sana bunu yapmaya hakkı olmadığını bilmesi lazımdı. Bence, buna hakkı olmadığını polisin ona söylemesi lazım. Çocuk: Onun hapse girmesini istemiyorum. Bu olayın dışında çok iyidir.
1.2.19 Suça Dair Spesifik
Karakteristikler
İfade edilen detayların mağdur tarafından bilinmeyen
bir şekilde kriminolojik ve viktimolojik açıdan suçun genel
özellikleri ile örtüşmesidir.
Örnek 1’de görüldüğü gibi, saldırganın
eylemlerini bir oyun ya da duygusal bir yaklaşma şeklinde gizlemeye çalışması
bu ölçüte işaret etmektedir:
Örnek
(1) Psikolog: Elini senin iç çamaşırına soktu… Uyumaya gitmeni söylemek
için mi bunu yaptı? Çocuk:
Hayır. Psikolog: Niçin peki? Çocuk:
Beni sevdiğini söylemek için.
Örnek 2’de de, saldırganın çocuğu zorlayarak,
başından geçenleri anlatmamasını istemesi de bu ölçütün spesifik durumlarından
biridir
Örnek (2) Psikolog — Şimdi… Sen diyorsun ki baban sana kötü şeyler yaptı. Nedir bu kötü şeyler mesela? Çocuk — Yani şimdi… Ben diyorum ki… Babam bana şeyini gösterdi. Bir de… Anneme söylersem bana kızacağını söyledi.
2. SUÇ MAĞDURU ÇOCUKLARIN
İFADELERİNİN ALINMASINDA UYULMASI GEREKEN USUL VE KURALLARDAN, YETİŞKİNLERİN
İFADE ALINMASINDA YARARLANILABİLMESİ
2.1 İfade nedir: Tanım, Terminoloji Ve Tarihçe
“İfade” terimi Arapça
kökenli olup anlatım, deyiş, söyleyiş ve bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan
belirtilerin, mimiklerin bütünü olarak tanımlanmıştır (Eren, Gözaydın, &
Tekin, 1988).
CMK 147. maddesi hükmü uyarınca şüpheli veya sanığa, kendisine yüklenen
suçun anlatılıp, susma ve müdafiden yararlanma hakkı ile şüpheden kurtulması
için somut delillerin toplanmasını isteme hakkı hatırlatılarak ve eldeki bilgi
veya bulgulardan yararlanılarak, suç işlediği şüphesi altında bulunan kişilerin
C. savcısı tarafından dinlenmesine ve söylediklerinin tutanağa geçirilmesine ifade
alma denir. (CMK.147-148).
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe
giren 5271 sayılı CMK’nın “Tanımlar” başlıklı, 2.maddesinin
g bendinde ifade alma, “şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili
olarak dinlenmesi” şeklinde tanımlanırken; aynı maddenin h bendinde
sorgu, “şüpheli veya sanığın hakim veya mahkeme
tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi” şeklinde tanımlanmaktadır.
“İfade ve Sorgu Usulü” başlıklı,
madde 147. de ise şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde uyulması gereken hususlara değinilmiştir.
“Mağdur ile Şikayetçinin Dinlenmesi” başlıklı madde 236 1 inci maddede “Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.” diyerek mağdurun tanık olarak dinlenmesi üzerinde durulmuştur.
2.2 Suç Mağduru Çocukların İfadelerinin Alınmasında
Uyulması Gereken Usul ve Kurallar
Mahkemede özellikle çocuğa yönelik cinsel istismar
davalarında tanık olarak dinlenen çocukların sayısı her geçen gün artmaktadır.
Özellikle de başka fiziksel delil bulunmayan hallerde; tanık ve mağdur
ifadeleri bu davalarda tek delildir. Söz konusu çocukların mahkeme salonunu ilk
kez görmeleri, oradaki koşullardan etkilenmeleri ve daha pek çok nedenle çok
sağlıklı ifade veremedikleri bilimsel çalışmalarla tespit edilmiştir (Arntzen,
1989). Mahkeme salonunun koşulları, hakim, savcı ve avukatların varlığı
özellikle de sanıkların mahkeme salonunda bulunması tanık çocukların
ifadelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Böyle durumlarda ifadelerin önemi
daha da ortaya çıkmaktadır.
Kendilerine karşı işlenmiş suçun sonucu olarak
herhangi bir zarara maruz kalan çocuklara mağdur çocuk denir. Bir suça maruz
kalan çocuk, o suçun doğrudan mağdurudur. Çocuk bazen bir suçtan dolaylı olarak
mağdur olabilir. Şiddet suçunun tanıkları olan çocukların, bu eylemin
mağdurları kadar ciddi bir travma yaşadıkları bilinmektedir. Bu nedenle, şiddet
suçlarının soruşturulması ve kovuşturulmasında; olayın mağduru veya tanığı olan
çocukların yaşadıkları örselenmenin dikkate alınması çocuğun korunması
bakımından çok önemlidir.
Çocuk
ifadelerinin geçerliliği ile ilgilen bir taraf, iddiaların ne kadar garip
olduğuna ya da hangi imalı veya zorlayıcı teknikler kullanılarak bilgi temin
edildiğine bakılmaksızın, çocuğun sosyal çalışmacıya söylediği her şeyin doğru
olduğunu kabul eder. Bu ifadenin doğruluğunun kabul edilmesinde çocuğun içinde
bulunduğu mağduriyetin detaylarını anlatmasının zor olması etkilidir. Bu
detayların ortaya çıkması için yol gösterici/rehberlik edici sorular sorulmalı,
hayali oyunlar oynanmalı, sözsüz diğer teknikler kullanılmalı ve daha birçok
yönlendirilmiş betimlemeler kullanılarak bu bilgiler temin edilmelidir. Böyle
teknikler kullanılarak çalışıldığında çocuk eninde sonunda maruz kaldığı
istismarların detayları hakkında bilgi verecektir ve bu durumda çocuğa tamamen
güvenilmelidir. Çünkü çocuk kendi mağduriyeti hakkında yanlış sözel ifade
bildiremez (Ceci & Bruck, 1995).
Sonuç olarak,
çocukların cinsel istismarı konusu hayati öneme sahiptir ve suçun mutlaka
ortaya çıkarılarak saldırganların cezalandırılması gerekir. Bu tür olayların
büyük çoğunluğunda mağdur üzerinde cinsel saldırıya dair fiziksel deliller
bulunmadığı için elde kalan tek veri mağdurun ifadesi olduğundan, bu ifadeler
çok değerlidir ve mutlaka uzmanlar tarafından analiz edilerek geçerliği
değerlendirilmelidir.
Gross’a göre, çocuklar aynı yetişkinler gibi hata
yapabilirler. Ancak çocuklar, önyargıdan kurtulma,
hatalı yorumlar, duygular, zehirlenme gibi bazı hususlar söz konusu olduğunda bile geçerli ifade verebilirler (Whipple,1911).
2.3
Ceza Muhakemesi Kanunu 236 ıncı Maddesine Göre Değerlendirilmesi
Türkiye’de 04/12/2004 tarihinde kabul edilen ve 1 Haziran 2005'te
yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu 236. maddesi Mağdur ile şikâyetçinin dinlenme şekli detaylı
olarak düzenlenmiştir.
Madde 236:
(1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi
halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi
bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık
olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından
zorunluluk arz eden haller saklıdır. Burada anlatıldığı üzere işlenen suçun
etkisiyle gerek psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk gerekse yetişkin mağdur olsun
ikisinde de herhangi bir psikolojik bozukluk saptanmışsa ikisi de bu suça
ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir.
(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun
etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi
sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi
bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.)
Buradan anlatıldığı üzere mağdur
çocukların işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş ise (travmaya maruz
kalma, içine kapanıklık hali, kendisini tam ifade edememe vb gibi) bu mağdur çocukların
tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında
uzman bir kişi bulundurulacağı gibi yetişkin mağdurların da işlenen suçun
etkisiyle psikolojisi bozulmuş ise bunların da tanık olarak dinlenmesinde
psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi
bulundurulabilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/22
md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade
ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz
yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade
ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır. Buradan anlatıldığı
gibi eğer cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından ifade ve beyanının özel
ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde
sakınca bulunduğu değerlendirilen suç mağduru çocuk veya yetişkin mağdurların
(kırılgan grupların) ifade ve beyanları özel ortamlarda uzmanlar aracılığı ile
alınır.
Kırılgan gruplar kanunlaşması uzun
süre beklenen Mağdur Hakları Kanun Tasarısı’nın tanımlar başlıklı ikinci
maddesinde şu şekilde tanımlanmaktaydı: “Cinsel suç, aile içi şiddet, terör,
göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçu mağdurları ile çocuk, kadın, yaşlı ve
engelli mağdurlar.”13 Mağdur Hakları Kanun Tasarısı’nın kanunlaşması
beklenirken, konunun kanun yerine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmesi
yoluna gidilmiş ve 10.06.2020 tarihinde 63 sayılı Suç Mağdurlarının
Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmıştır. Kararnamede
kırılgan grup: “Adli destek görevlileri tarafından yapılan bireysel
değerlendirme sonucunda suçtan daha fazla etkilendiği ve korunması gerektiği
tespit edilen mağdurlar ile adli sisteme dâhil olan çocuklar” şeklinde
tanımlanmıştır.
Bu maddede özel ortamlardan anlatılmak
istenen Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri
Dairesi Başkanlığı 01.04.2021 tarihinde yayınlanan 176 No’lu Genelge’de Adli
Görüşme Odaları (AGO) dur ve bu madde Adli Görüşme Odalarını gerekli kılınmış
olup, açıkla kullanımına işaret edilmiştir.
Bu düzenlemeyle, mağdur veya suçun niteliği
bakımından bir ayrıma gidilmemiş, başta çocuk,
kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar olmak üzere
işlenen suçun etkisi altında olan tüm kırılgan grup suç mağdurları için AGO
kullanımı mümkün hale getirilmiştir. AGO'nun sadece mağdur çocuk ifadelerinde
değil, şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmemesi ya da beyanının özel ortamda
alınması gerektiği değerlendirilen diğer suç mağdurlarının ifadelerinin alınmasında
da kullanılması uygun görülmüştür.
Aynı zamanda, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında
fail ile mağdurun yüz yüze gelmemesi ya da mağdurun beyanının özel ortamda
alınması gerektiği değerlendirilen her vakada, mağdur beyanının Adli Görüşme
Odaları kullanılarak alınması zorunlu kılınmıştır.
Yine
bu genelge de AGO'nun sadece çocuk ifadelerinde değil, şüpheli veya sanık ile
yüz yüze gelmemesi ya da ifadesinin özel ortamda alınması gerektiği
değerlendirilen diğer suç mağdurlarının ifadelerinin alınmasında da
kullanılmasına değinilmiştir.
Adli Görüşme Odalarında mağdur çocuklar öncelikli olmak üzere
tanık ve suça sürüklenen çocuklar, cinsel suç, aile içi şiddet mağdurları, yaşlılar,
engelliler, mülteciler, insan ticareti mağduru, terör suçları mağduru vb gibi mağdurlarının ifadelerinin alınmasında kullanılmaktadır.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/22
md.) Türk Ceza Kanunu’nun 103üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen
suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara
yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar
aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır.
Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından
mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında
zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim
tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk
yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek
suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.
Burada öncelikle Türk Ceza Kanunu’nun
103üncü maddesinin ikinci fıkrasının ne olduğunu bilmemiz gerekir. Türk Ceza
Kanunu’nun 103üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Cinsel istismarın vücuda organ
veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı
yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını
tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz
denilmektedir. Bu suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki
ifadeleri bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde ve Cumhuriyet savcısının
nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Burada hizmet veren merkezler ile
anlatılmak istenen Adli Destek
ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı 01.04.2021 tarihinde yayınlanan 176
No’lu Genelge’de Çocuk İzleme Merkezleri (ÇİM) dir. Çocuk İzleme Merkezleri’nin
temel amacı mağdur ifadesinin uzman eşliğinde rahat bir ortamda alınması,
mağdur ile failin karşı karşıya getirilmeyerek mağdurun ikincil örselenmesinin
önüne geçilmesi ve sağlıklı bir beyan delili elde edilebilmesidir.
ÇİM’lerde sadece mağdur olan çocukların
ifadeleri alınmakta olup, yetişkinler bundan yararlanamamaktadır. Yetişkinler
için AGO’lardan yararlanılmaktadır. Çünkü ÇİM’ler sadece mağdur çocuklara
hizmet etmektedir. Bu nedenle yetişkin mağdurların ifadelerinin alınmalarında
ÇİM’lerden yararlanılamamaktadır.
Ayrıca mağdur olan çocuğun ifadesinin
alınmasında uzman aracığı ile (Sosyal Hizmet Uzmanı) aracılığı ile alınmakta ve
yine yetişkinlerde böyle bir uygulama görülmemektedir. Ancak yetişkin kişi
kırılgan gruplarda ise (kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) o zaman
ifadelerinin alınmalarında bir uzman aracılığı ile mümkün olabilir.
Soruşturma evresinde mağdur çocuğun
ifadeleri ve görüntüleri kayda alınmasından bahsedilmiştir. Yetişkinler de bu
mümkün olabilir. Eğer yetişkin kişi kırılgan gruplarda ise (kadın, engelli ve
yaşlı mağdurlar vb.) bu yetişkin kişinin ifadeleri ve görüntüleri alınarak,
aynı suça sürüklenen çocuk mağdurlarda da olduğu gibi dava dosyasında saklanıp,
kimseye verilmeyerek gizliliği için gerekli tedbirler alınabilir.
Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması
açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında
zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim
tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Fakat
ÇİM’lerde yetişkin mağdurlar olmadığı için böyle bir uygulama görülmemektedir.
Bu uygulama yetişkin kişiler açısından ancak kişi kırılgan gruplarda (kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) ise o zaman mümkün olabilir. Mağdur veya suçun niteliği bakımından bir
ayrıma gidilmeyip, başta çocuk, kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar olmak üzere
işlenen suçun etkisi altında olan tüm kırılgan grup suç mağdurları için ÇİM’ler
yerine daha çok AGO (Adli Görüşme Odaları) kullanılmaktadır.
Adli görüşme odalarının bir diğer
faydası, çocuk izlem merkezlerinin aksine hem kovuşturma evresinde hem de hangi
suçun mağduru olduğuna bakılmaksızın yetişkin mağdurlar bakımından
kullanılmalarının mümkün olmasıdır.
Sonuç olarak çocukların cinsel istismarı suçunun nitelikli şeklinin mağduru olduğu iddia edilen çocuk, maddi gerçeğin ortaya çıkması için zorunlu olsa dahi duruşmaya çıkmayacak, her durumda çocuk izlem merkezi (ÇİM) aracılığıyla dinlenecektir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, yargılama yapılan yerde çocuk izlem merkezinin bulunmaması olasılığını da düşünen kanun koyucu, çocuğun en yakın merkeze götürülmesini zorunlu kılan düzenlemeyle söz konusu usulün her şekilde uygulanmasını teminat altına almıştır.
Çocuk İzlem Merkezleri ve Adli Görüşme Odaları arasındaki
farklara baktığımızda:
Adli Görüşme Odaları: Çocuklar
öncelikli olmak üzere tüm kırılgan grupları kapsar. Bir sebeple adli sistem
içerisine giren tüm çocuklar ile diğer kırılgan gruba dahil mağdurlara hizmet
verir. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ve hatta hukuk mahkemeleri
tarafından da kullanılabilir.
Çocuk İzleme Merkezleri: Sadece
çocuklara yöneliktir. Soruşturma aşamasında mağdurun çocuğun ifadesinde
kullanılır.
Görüldüğü üzere mağdur çocukların
ifadelerinin alınmasında hem Adli Görüşme Odaları hem de Çocuk İzleme
Merkezlerinden yararlanılırken, yetişkin kırılgan mağdur grupların (kadın, zihinsel engelli ve yaşlı mağdurlar
vb.) sadece adli görüşme odalarından yararlanılmakta ve ÇİM’lerden
yararlanılamamaktadır.
(6)
(Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza
Kanunu’nun 102’nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur
olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü
uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası
aranır.
Burada öncelikle Türk Ceza Kanunu’nun
102 inci maddesinin ikinci fıkrasının ne olduğunu bilmemiz gerekir. Türk Ceza
Kanunu’nun 102 inci maddesinin ikinci fıkrasında; Fiilin vücuda organ veya sair
bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az
olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde,
soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır denilmektedir.
Burada suçlardan mağdur olanların
soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır
denilmekte ve beşinci maddeye atıfta bulunduğu için beşinci madde ile altıncı
maddeyi bir arada değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere,
çocukların cinsel istismarı suçunda soruşturma evresinde mağdur çocuğun beyanı,
çocuk izlem merkezinde alınmaktadır. Burada çocuk, bir uzman tarafından
dinlenmekte, Cumhuriyet savcısı ve çocuğun avukatı ise, aynalı odada yapılan
görüşmeyi izlemekte ve görüşme kayıt altına alınmaktadır. Bu noktada önemli
olan, çocuğun duruşmada beyanına başvurulması veya çocuğa soru sorulması gerektiğinde
nasıl bir yol izleneceğidir. Altıncı fıkrada cinsel saldırı suçunun mağdurunun
beyanının video kaydına alınması, kişinin reşit olması nedeniyle rızasına
bağlanmıştır. Buna karşın kanun koyucu, çocuğun üstün menfaatinin mümkünse tek
bir kez dinlenmesinde olduğunu varsayarak, çocuklarda söz konusu kaydı zorunlu
kılmıştır. Bu zorunluluk yetişkinlerde de olabilir. Zira yetişkin mağdurlar
kırılgan gruplar içindeyse (kadın,
zihinsel engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) yetişkinlerde de rıza şartı aranmayabilir.
Yani mağdur çocuklar ile duruşmaya
getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması
açısından zorunlu olan kişilerin tanıklığında kayıt alınması zorunludur. (CMK
m.52).
Bu noktada, yetişkin mağdur beyanının
kayda alınmasına rıza göstermezse, sürecin ne şekilde işleyeceği sorusu akla
gelebilir. Bu durumda mağdur, duruşmaya bizzat giderek veya adli görüşme
odasından duruşmaya katılarak beyanda bulunmadığı takdirde, beyanın hükme esas
alınması mümkün olmayacaktır.
(7) (Ek:17/10/2019-7188/22
md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava
dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler
alınır.
(8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir.
3. SONUÇ
Sonuç olarak suç mağduru
çocukların ifadelerinin alınmasında uyulması gereken usul ve kurallardan,
yetişkinlerin ifade alınmasında yararlanılabilmesi mümkündür. Zira işlenen
suçun etkisi ile gerek
psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk gerekse yetişkin mağdur olsun ikisinde de
herhangi bir psikolojik bozukluk saptanmışsa ikisi de bu suça ilişkin
soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir.
Mağdur çocukların işlenen
suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş ise (travmaya maruz kalma, içine
kapanıklık hali, kendisini tam ifade edememe vb gibi) bu çocukların tanık
olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında
uzman bir kişi bulundurulacağı gibi yetişkin mağdurların da işlenen suçun
etkisiyle psikolojisi bozulmuş ise bunların da tanık olarak dinlenmesinde
psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi
bulundurulabilir.
Cumhuriyet savcısı veya
hakim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da
şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen
suç mağduru çocuk veya yetişkin mağdurların (kırılgan grupların) ifade ve
beyanları özel ortamlarda uzmanlar (Sosyal Hizmet Uzmanları) aracılığı ile
alınır.
Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri
Dairesi Başkanlığı 01.04.2021 tarihinde yayınlanan 176 No’lu Genelge’sinde
yapılan düzenlemeyle, mağdur veya suçun niteliği bakımından bir ayrıma
gidilmemiş, başta çocuk, kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar olmak üzere işlenen
suçun etkisi altında olan tüm kırılgan grup suç mağdurları için Adli Görüşme
Odaları’nın (AGO) kullanımı mümkün hale getirilmiş olmakla birlikte Adli
Görüşme Odaları’nın sadece mağdur çocuk ifadelerinde değil, şüpheli veya sanık
ile yüz yüze gelmemesi ya da beyanının özel ortamda alınması gerektiği
değerlendirilen diğer suç mağdurlarının ifadelerinin alınmasında da
kullanılması uygun görülmüştür. Bu anlamda Adli Görüşme Odalarında mağdur çocuklar öncelikli olmak üzere
tanık ve suça sürüklenen çocuklar, cinsel suç, aile içi şiddet mağdurları,
yaşlılar, engelliler, mülteciler, insan ticareti mağduru, terör suçları mağduru
vb gibi mağdurlarının ifadelerinin
alınmasında kullanılmaktadır.
ÇİM’lerde sadece mağdur olan
çocukların ifadeleri alınmakta olup, yetişkinler bundan yararlanamamaktadır.
Yetişkinler için AGO’lardan yararlanılmaktadır. Çünkü ÇİM’ler sadece mağdur
çocuklara hizmet etmektedir. Bu nedenle yetişkin mağdurların ifadelerinin
alınmalarında ÇİM’lerden yararlanılamamaktadır.
Mağdur olan çocuğun ifadesinin
alınmasında uzman aracığı ile (Sosyal Hizmet Uzmanı) aracılığı ile alınmakta ve
yine yetişkinlerde böyle bir uygulama görülmemektedir. Ancak yetişkin kişi
kırılgan gruplarda ise (kadın, engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) o zaman
ifadelerinin alınmalarında bir uzman aracılığı ile mümkün olabilir.
Soruşturma evresinde mağdur çocuğun
ifadeleri ve görüntüleri kayda alınmasından bahsedilmiştir. Yetişkinler de bu
mümkün olabilir. Eğer yetişkin kişi kırılgan gruplarda ise (kadın, engelli ve
yaşlı mağdurlar vb.) bu yetişkin kişinin ifadeleri ve görüntüleri alınarak,
aynı suça sürüklenen çocuk mağdurlarda da olduğu gibi dava dosyasında saklanıp,
kimseye verilmeyerek gizliliği için gerekli tedbirler alınabilir.
Altıncı fıkrada cinsel saldırı suçunun mağdurunun beyanının video kaydına alınması, kişinin reşit olması nedeniyle rızasına bağlanmıştır. Buna karşın kanun koyucu, çocuğun üstün menfaatinin mümkünse tek bir kez dinlenmesinde olduğunu varsayarak, çocuklarda söz konusu kaydı zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk yetişkinlerde de olabilir. Zira yetişkin mağdurlar kırılgan gruplar içindeyse (kadın, zihinsel engelli ve yaşlı mağdurlar vb.) yetişkinlerde de rıza şartı aranmayabilir. Ayrıca mağdur çocuklar ile duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin tanıklığında kayıt alınması zorunludur. (CMK m.52).
4. KAYNAKLAR
ADMHDB, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Adli
Görüşme Odaları Genelgesi (Genelge No. 176). Erişim 23 Kasım 2021. https://magdur.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/142021084114176noluAGOgenelge.pdf
Adli Destek Ve Mağdur Hizmetleri Yönetmeliği (T.C. Resmi Gazete, 30 Nisan 2021, sayı: 31470)
CMK, Ceza Muhakemesi Kanunu (Kanun No. 5271). Resmî Gazete 25673
(17 Aralık 2004). Erişim 20 Kasım 2021. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5271.pdf
CMK, Ceza Muhakemesi Kanunu (Kanun No. 5271). Resmî Gazete 25673 (17 Aralık 2004).
ÇÇK, Çocuk Koruma Kanunu (Kanun No. 5395). Resmî Gazete 25876 (15 Temmuz 2005). Erişim 21 Kasım 2021. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5395.pdf
Çelik, D. (2014). “Çocukluk Çağı Cinsel İstismar Olgularında Mağdur İfadesinin Delil Niteliği Ve İfade Geçerlilik Analizi”. Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.
Eren, H., Gözaydın, N., & Tekin, T. (1988). Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basım Evi.
Ergönül İ. (2012). “Çocuk İfadelerinin Değerlendirilmesi: Kriter Bazlı İfade Analizi”. Yüksek
Eyüpoğlu, A. (Kasım 2012) “Cinsel İstismar Mağduru Çocuk İfadelerinin Ölçüt
Bazlı İçerik Analizi”. Güvenlik Bilimleri Dergisi, 1(1): 3-16.
Köhnken, G. (2005). Statement Validity Analysis and the
"Detection of Truth". G. Köhnken içinde, The Detection of Deception
in Forensic Context (s. 41 - 63). Cambrige University Press.
Köhnken, G. (2012, 7 6). Special Workshop on Statement
Validity Assessment. 22. Uluslararası Adli Tıp Akademisi Kongresi. İstanbul.
SMDDCK, Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname No. 63). Resmî Gazete 31151 (10 Haziran 2020). Erişim 23 Kasım 2021. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/19.5.63.pdf
TCK, Türk Ceza Kanunu (Kanun No. 5237). Resmî Gazete 25611 (11 Aralık 2004). Erişim 21 Kasım 2021. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237.pdf
Vrij, A. (2005). Criteria Based Content Analysis A Quality Review of the First 37 Studies. Psychology, Public Policy and Law 11 (1), 3 - 41.
Vrij, A. (2008). A. Vrij içinde, Detecting Lies and Deceit: Pitfalls and Oppotunities (s. 201-261). West Sussex.
Yenisey, Feridun vd. Suça Sürüklenen Çocuklara Hukuki
Yardım Eğitimci El Kitabı. İstanbul: Türkiye Barolar Birliği, 2010.

0 Yorumlar