Günlük yaşamda isimlerini bilmesek te birçoğumuz savunma mekanizmalarına başvururuz.

Tehdit altında hissettiğimiz zaman kaygı veya suçluluk gibi duygular gelişir. İd, Ego ve Süperego arasında çatışma meydana geldiğinde ortaya çıkan duygulardan korunmak için savunma mekanizmaları geliştiririz. Başka bir deyişle ego, kendi dengesini kurabilmek için çeşitli savunma mekanizmaları üretir.

Freud’a göre bebek “id” adını verdiğimiz içgüdüsel enerji ile dünyaya gelir ve id yaşamak için gerekli olan cinsellik ve saldırganlık içgüdülerinin deposudur. İd aralıksız olarak sonucu ne olursa olsun haz alma ve doyurulma çabası içindedir. Süper ego ise toplumun istek ve sorumluluğunu içerir.



İd’in sürekli haz almayı istemesi ve süper egonun onu hazzı ertelemesi kişide çatışmaya ve kaygının artmasına neden olur. Böyle bir durumda ego akıllı bir araç olarak ikisinin ortasını bulmaya ve çatışmanın azalmasını sağlamaya çalışır. Ego id’i denetim altında tutar ve gerçek dünya ile id arasında aracı görevi görür. Ego, akılcı ve pratik olarak; id’in arzu ve isteklerini mümkün olduğunca yerine getirmeye çalışır ve onu eğitmeye çalışmaz.

Belli başlı savunma mekanizmaları şunlardır;

1. Bastırma (Repression)

Tüm dürtü, duygu ve deneyimlerini bilinçaltına iterek bastırırız ve böylece olumsuz düşüncenin etkisi altında ortaya çıkabilecek kaygıyı önlemiş oluruz. Ancak baskı altına alınan ya da bastırılan bu duygular düşünceler ve geçmiş yaşantılar çoğu kez rüyalarda ya da dil sürçmeleri şeklinde kendini gösterir.
Bastırma mekanizmasının aşırı kullanılması, ruhsal durgunluk, donukluk, sıkıntı ve unutkanlık yaratmaya başlar. Bunun sonucunda ise bireyde ciddi psikolojik sorunlar ortaya çıkmaktadır. 
Örneğin; geçirilen trafik kazasının veya çocuklukta yaşanılan istismarın hatırlanamaması.
Örneğin; insanın alacağı borcunu değil vereceği borcunu unutması ya da istenmeyen, sevilmeyen bir randevunun unutulması. 


2. Yansıtma (Projection)

Bireyin kendinde bulunan kusurları başkalarında görme davranışıdır.

Yansıtmada kişi kendi eksikliklerinin ve yenilgilerinin sorumluluğunu veya suçunu başkalarına yüklediği gibi kendinde suçluluk uyandırarak nitelikteki dürtü, düşünce ve isteklerini diğer insanlarda mal edebilir. Özellikle Paranoid Bozukluklarda görülür.

Örneğin; İş arkadaşını sevmeyen ve olumsuz duygular hisseden bir kişinin, iş arkadaşının kendisini sevmediğini ve kendisi hakkında olumsuz duygular içinde olduğunu düşünmesi.

Örneğin; Yenilen futbolcunun yenilginin sebebini hakeme bağlaması veya gol yiyen kalecinin savunmadaki arkadaşlarına “bir adamı tutamıyorsunuz” demesi.

Örneğin; derslerinde ve sınavlarında başarısız olan öğrencinin başarısızlığını öğretmene yüklemesi.


3. İnkar (Denial)

Sıkıntı ve bunaltı yaratabilecek bir gerçeği yok saymak veya görmemezlikten gelmektir. Olayları inkâr etmek yolu ile onların yaratacağı heyecansal ve anlık sarsıntılardan ve uyum zorluklarından kurtulmaya ve doğabilecek kaygıları önlemeye çalışırız.

İnkar şizofreni hastalarında kullanılan en belirgin savunma mekanizmalarından biridir.

Örneğin; 6 ay önce çocuğunu kaybetmiş bir annenin hala çocuğu hayattaymış şeklinde onun için alışveriş yapması ona hediyeler alması.

Örneğin; sigarayı her gün içen birisinin kendini bağımlı olarak görmemesi ve istediği zaman hemen bırakabileceğini düşünmesi veya yeme bozukluğuna sahip bir insanın kendini asla yeterli derecede zayıf görmemesi.

Örneğin; babası ağır ve ölümcül hastalığa sahip bir kişinin sanki çok güçlü kurtuluş umudu varmış gibi babasının durumuna ilişkin duyguları hiç yaşamaması. Ya da kanserli bir kişinin hiçbir şey olmayacakmış gibi yaşaması.

4. Yer değiştirme (Displacement)


Kişinin isteklerini ve kızgınlıklarını gerçek kızılan kişiye değil de daha az zarar gelecek bir kişiye yöneltmesi veya o tepki yerine başka bir tepkinin gösterilmesidir.

Örneğin; müdürüne kızan memurun karısına, kocasına kızan kadının çocuğuna, öğretmenine kızan öğrencinin arkadaşına gösterdiği tepkiler.

Örneğin; hakeme kızan sporcunun formasını yırtması veya topa vurması, telefonda babasına kızan gencin telefon avizesini yere atması.


5. Geri Çekilme, Gerileme (Regression)

Kişinin o andaki gereksinimleri yaşına uygun doyurulmaması sonucunda kişide daha önceki gelişim aşamalarına dönüş görülür.

Örneğin; yeni bir kardeşin dünyaya gelişiyle kendisine gösterilen ilginin azaldığını fark eden çocuk, daha çok ilgi gördüğü dönemlere dönerek parmağını emebilir, bebeksi konuşmaya başlayabilir veya altını ıslatabilir.

Örneğin; yetişkin bireyler de zaman zaman sıkıntı veren durumlarda kızarıp, kekelemekte ve kendi yaş düzeyinin altında bir genç hatta bir çocuk gibi davranabilmektedir.

Örneğin; Kimi yetişkinlerin sevgiden yoksun kaldığında ya da zorlamalı bir durumda aşırı yemek yiyerek oral döneme gerilemeleri

6. Mantığa Bürünme (Rationalization)

Kişi yapamadığı veya başaramadığı bir şeyi mantıksal açıdan ele alarak kendince nedenler ve mazeretler bularak, kendi davranışını olduğundan daha az yanlış veya farklı gösterme eğiliminde olmasıdır.

Daha çok paronaya gibi ağır kişilik bozukluklarında, içki ve uyuşturucu madde kullananlarda sık kullanılanılar bir savunma mekanizmasıdır.

Örneğin; kırmızı ışıkta geçen şoför “yol boştu” veya “herkes geçti” gibi mazeretler göstererek, kendi davranışını makul göstermeye çalışabilir.

Örneğin; kişi arkadaşlarıyla zaman geçirmeye giderken eşini yanına almaz ve ‘mantıklı açıklaması’ ‘-sen zaten bizimkilerle sıkılıyorsun, başka zaman götürürüm’ olur.

Örneğin; cinsellikle ilgili korku ve kaygıları olan bir insan "öpüşmekten mikrop bulaşır" diyerek kendini rahatlatması ve akla uygun bir çıkış yolu yaratarak dengenin sürmesini sağlaması


7. Bölünme, ayrılma (Splitting)



Bölünme ilkel savunma mekanizmalarının en önemli olanlarından bir tanesidir. İçe atılmış bir nesne bazen olumlu bazen de olumsuz olabilir. Kişi içine attığı nesneyi olumlu ve olumsuz, iyi ve kötü gibi parçalara bölebilir. İyi ve olumlu olan parçanın yaşatılmasına, olumsuz ve kötü olan parçanın yok edilmeye çalışılmasına denir. 

 

Örneğin; olumlu hisler beslediği ve iyi olarak nitelendirdiği başka kişiye nedensiz yere kötü hisler duymaya başlayan kişi; bu durumun karşısındaki kişiden dolayı değil kendi hislerinden dolayı kaynaklandığının bilincinde olmaması.



8. Yüceltme, Yüceleştirme (Sublimation)

Saldırganlık gibi bir dürtüyü, ikame bir nesne ile tatmin etmek olarak tanımlanır. Cinsel dürtüler, bazı duygular ve dürtüleri yararlı ya da kabul edilebilir bir alanda kullanmak, bilince bir başarı duygusu yaşatır.  İd’ in kabul edilemeyecek bastırılmış duyguları (saldırganlık vb.) toplumun kabul edebileceği alanlara yönlendirilmesidir. 

Örneğin;  yoğun saldırganlık güdüleri olan bir kişinin iyi ve ünlü bir boksör olması, şiddet dolu geçmişi olan şiddet görmüş bir çocuk içindeki bu acı veren deneyimlerini iyi bir boksör olarak yöneltebilmesi.

Örneğin; stresli bir olaya tepki olarak spor yapmak, yürüyüşe çıkmak, resim çekmek olabilir.


9. Özdeşim Kurma (Özdeşleşme)

Okul öncesi yıllarda anne-babayı model olarak başlayan özdeşleşme ile çocuklar onların hareket, tutum, konuşma ve diğer tepkilerini taklit ederler. Daha sonraki yıllarda anne-babanın yerini öğretmenler, arkadaşlar, toplumda değer gören sporcular, yıldızlar gibi kişiler kişinin özdeşim modellerinin yerini alır. Bir kişinin kendisine ait bir özelliğini beğenmediği zaman başka birindeki beğendiği özellikleri taklit etmesi ve karşıdakinin duygu ve düşüncelerine kendisine aitmiş gibi görmesidir.

Örneğin; gençlerin ünlü kişilere özenerek onları taklit etmesi veya bir kardeşin abisinin gösterdiği bir başarıyla övünmesi.

Örneğin;  kendi konuşma tarzından hoşlanmayan birinin beğendiği bir sanatçı gibi konuşması.


10.Karşıt-Tepki Oluşturma, Tersine Çevirme veya Döndürme (Reaction Formation)


Suçluluk duygusu yaratan tehlikeli istekler çok yoğun olduğunda bunların baskı altında tutulması da güçlendiğinden kişi, bu isteklerinin tam karşıtı olan bilinçli tutum ve davranışlar geliştirerek kendini korumaya çalışır. Bu şekilde, baskıya alınmış düşmanca duygular sevgi gösterileriyle, saldırgan istekler sevecenlikle, cinsel istekler ahlak savunuculuğuyla, eşcinsel eğilimler karşı cinse yönelik abartılmış ilgi ve etkinliklerle maskelenir. Böylece kişi, içsel dürtülerine kesin engeller koyarak baskı mekanizmasını pekiştirir ve duygularını bilinç düzeyinden uzak tutmuş olur

Örneğin; içinde büyük bir öfke olan bir çalışanın herkese aşırı derecede kibar ve uygun davranması.

Örneğin; Yeğeninin evde sevdiği bir çiçeği yolması üzerine yeğenine bağırmak isteyen bir kişinin onu sevmesi

Örneğin; kardeşini kıskanan birinin çevrede onun koruyucusu gibi 


 11. Pollyanna (Tatlı-limon)

Kişi iyi ki daha kötüsü başıma gelmedi düşüncesiyle mutluluk oyunu oynamağa çalışması ve bireyin karşılaştığı olumsuz durumların her birisine olumlu olarak yaklaşmasıdır. 

Örneğin; eşi tarafından sürekli küfür edilen ve şiddete maruz kalan kadın, eşimdir sever de, döver de deyip her kese mutluluk pozu vermesi.

Örneğin; Parası çalınan birinin cana geleceğine mala gelsin demesi.

 

12. İptal Etme, Yaptığını Bozma, Yapıp Bozma

Yapıp-Bozma mekanizması kişinin kendisi ve çevresi tarafından onaylanmayacak düşünce veya davranıştan vazgeçmesi veortaya çıkan durumu onarması ile belirlenir. Bu mekanizma suçluluk duygularına karşı geliştirilir.

Örneğin; Obsesif-Kompulsif kişiliklerde ve nevrozlarda daha çok kullanılan yapıp-bozma mekanizması; uğursuzluğu önleme amacıyla kullanılan tahtaya vurma geleneğini, maşallah sözcüğünü, hatalı davranışlarımız için dilediğimiz özürleri, günahlarımıza karşılık verdiğimiz sadakaları ve bazı dinlerdeki günah çıkarma seanslarını ve sıklıkla duyduğumuz pişmanlık duygularını meydana getirir. Ayrıca depresif kişilik veya tekrarlayan depresif reaksiyonlarda bu savunma mekanizmasının çerçevesine girer.

Örneğin; Öğrencilerine bir konuda yanlış bilgi veren öğretmenin bu yanlış davranışından dolayı suçluluk duyması ve öğrencilerinden özür dilemesi vb.

Örneğin; eşiyle sürekli kavga edip, hakaret ettikten sonra bu davranışınızı dengelemek için onu sonraki günler sürekli övmek gibi.